Archive for: Ekim 2013

GÖZ ALTI MORLUKLARINA VE KIRIŞIKLIKLARINA DOĞAL ÇÖZÜMLER…

DOĞAL, PRATİK TARİFLER… ETKİLİ ÇÖZÜMLER…

Göz çevresi cildimizin en hassas bölgesidir. Göz bölgesini çevreleyen cildimiz, yüzümüzün diğer bölgelerine göre 6 kat daha ince bir deriye sahiptir. Hal böyle olunca yüzümüzde hava koşulları, güneş, stres ve yaş gibi faktörlerden ilk etkilenen göz çevremiz olur çoğunlukla. Evimizde mutfakta bulunan doğal malzemelerle hazırlayabileceğimiz, uygulanması basit ve pratik tariflerle etkili bakım yöntemleri geliştirebiliriz.

Sorununuza ya da ihtiyacınız olduğuna inandığınız konuya göre, aşağıda paylaşılan tariflerden kendiniz için doğru olanını uygulayabilirsiniz.

göz bakımı 300x195 GÖZ ALTI MORLUKLARINA VE KIRIŞIKLIKLARINA DOĞAL ÇÖZÜMLER…

GÖZ BAKIMI

Malzemeler:

1 ampul E vitamini

1-2 damla limon suyu

1-2 damla kayısı yağı

1 çay kaşığı arı sütü

Hazırlanışı:

Malzemeler karıştırılıp akşamları masaj yaparak göz çevresine uygulanır. 15 dakika sonra nemli bir pamuk yardımı ile kalan yağlar ciltten arındırılır. Bu bakım kış aylarında haftada 2 kere, yaz aylarında da ayda 2 kere uygulanabilir.

Not: Göz altlarında morluk varsa 2 damla badem yağı karıştırılmalıdır.

GÖZ ALTI MORLUK VE ŞİŞLİKLERİ

Malzemeler:

2 çay kaşığı zeytinyağı

1 çay kaşığı buğday yağı

2 çay kaşığı patates suyu

Hazırlanışı:

Malzemeler karıştırılarak göz altlarınıza sürülür, 5 dakika masaj uygulanarak bekledikten sonra ılık suyla ıslatılmış pamukla silinir.

GÖZ ALTI MORLUKLARI

Malzemeler:

½ elma

1 çay kaşığı zeytinyağı

Hazırlanışı:

Elma, kabuğu ile rendelenir ve üzerine zeytinyağı gezdirilir. Karışım iyice ezilerek lapa kıvamına getirilir. Göz altlarına uygulanır ve 10 dakika bekletilir. Ilık su ile durulanarak ardından göz altı kremi uygulanır.

Not: Bu bakım haftada 3 gün uygulanabilir.

GÖZ KIRIŞIKLIK VE TORBALANMALARI

Malzemeler:

¼ olgun kivi

2 çay kaşığı limon suyu

2 tatlı kaşığı yoğurt suyu

Hazırlanışı:

Kivi, kabuğu soyularak ezilir ve içine limon suyu ile yoğurt suyu ilave edilir. Elde edilen karışım akşamları temiz cilde ince bir tabaka halinde uygulanır. 4-5 dakika bekledikten sonra soğuğa yakın ılık su ile durulanır.

 

ŞEKERSİZ TATLI MEVLEVİ TATLISI

 

IMG 1924 300x225 ŞEKERSİZ TATLI MEVLEVİ TATLISI  

UN YOK, YAĞ YOK, ŞEKER YOK, GLUTEN YOK, TATLANDIRICI YOK !!!

Artık şekerli gıdalar yemekten de korkar olduk. Her geçen gün şekerin vücutta açtığı tahribatların bir yenisini daha oğreniyor, sevdiğimiz, vazgeçemediğimiz o tatlılara tedirginlikle bakıyoruz. Yapılan araştırmalar gosteriyor ki şeker bulunduğundan beri insanoğlunun başına gelen ciddi rahatsızlıklarda büyük oranda yükselme var. O halde tatlı ihtiyacımızı ve tatlı yeme alışkanlıklarımızı çok masum bir gıda ile yer değiştirme şansımız var. Son zamanlarda adından sıkça bahsedilen Mevlevi Tatlısından bahsediyorum. Evet! Şekersiz tatlı diyebiliyoruz bu küçük toplardan oluşan ve içinde birbirinden yararlı taze meyve ve yemişlerin bulunduğu sağlıklı tatlıya. Hayatımızdan rafine şeker kullanılmış her türlüyü gıdayı çıkarmamız gerekiyor. Canımızın tatlı çektiği o dayanılmaz anlarda ise birkaç tane yiyebileceğimiz Mevlevi tatlısı doğal yoldan şeker ihtiyacınızı karşılıyor hem de şekerimizi yükseltmeden, organlarımızı bozmadan…

“Mevlevihane’de iki mutfak bulunur, birinde aş pişer mide doyar, beyin güçlenir, diğerinde insan pişer, beyin doyar, yürek güçlenir.”

Mevlana Celaleddin Rumi’nin temellerini attığı Mevlevilik ve tasavvuf felsefesini yaygınlaştırmak üzere kendisinin olümünün ardından Anadolu’nın dort bir yanında inşa edilmiş Mevlevihanelerin en büyüğü Çanakkale, Gelibolu’daki yapıdır. 2005 yılında turizme kazandırılan Gelibolu Mevlevihanesi restorasyonunda “Mevlevi Tatlısı” da yüzyıllar sonra tekrar gün ışığına çıkmış.

IMG 1927 300x225 ŞEKERSİZ TATLI MEVLEVİ TATLISI

Eski donemlerde şifa amaçlı güç macunu olarak yapılan ve kullanılan Mevlevi Tatlısı sadece ve sadece doğal meyve, yemişler, baharat ve bitki karışımlarından yapılmaktaydı. Her yaş grubundan insanın ihtiyacı olan vitamin ve mineralleri barındırmaktaydı.

Un, yağ, şeker, gluten ihtiva etmeyen, yüzde yüz doğal meyve ve yemişlerden oluşan sağlıklı sağlıklı yapısıyla Mevlevi Tatlısı, “sevgi ve hoşgorünün tatlı lezzeti”…

Mevlevi Tatlısında;

Şeker yerine üzüm

Yağ yerine ceviz, badem

Un yerine hurma, kuruyemişler

Katkı yerine baharatlar, bitkiler kullanılıyor.

Peki bu mucize karşımın faydaları nelerdir?

IMG 1926 300x225 ŞEKERSİZ TATLI MEVLEVİ TATLISI

Mevlevi Tatlısının Faydaları

  • Kan yapıcıdır, kansızlığa iyi gelir.
  • Bağışıklık sistemini güçlendirir.
  • Kan şekerini dengeler.
  • Sindirim sistemini çalıştırır, kabızlığa iyi gelir.
  • Kolesterol değerini düşürür.
  • Karaciğeri güçlendirir.
  • Günlük lif, vitamin ve mineral ihtiyacını karşılar.
  • Vücut direncini arttırır.
  • Kilo aldırmaz.
  • Cinsel gücü arttırır.
  • İçerdiği A,B,C,E vitamin ile kalsiyum, demir, fosfor ve protein ve mineral sayesinde çocukların beden ve beyin gelişiminde katkıda bulunur.

 

Endogalindan.com’un Ürün Onerisi:

Eğer Mevlevi Tatlısı’nda hangi ürünü / markayı tüketmem gerekir diye bir soru aklınıza geliyorsa, geçenlerde Helal ve Sağlıklı Ürünler Fuarı’nda tanıştığım 2004 yılında kurulan “Atiye Laçin” markasını onerebilirim. Hakikaten de üretimi oldukça sağlıklı bir yontem uygulayarak gerçekleştiren marka; tatlı üretimi girişimi ile onemli kuruluşların verdiği pek çok odülün de sahibi olmuş. Firma ayrıca Helal ürünler sertifikasını da almış.

Fuar esnasında Atiye Laçin Mevlevi Tatlılarından tatma şansım da oldu. Açıkcası büyük fuar alanında bir stanttan diğerine koşturan ben için, sadece bir top tatlı çok iyi geldi ve enerji verdi. Mevlevi tatlısının tadı şeker bakımından hafif, ancak baharat ve yemişlerin lezzet açısından verdiği yoğunluk ve keskinlik hemen farkediliyor. Doğal bir tat. Herkesi bilmem ama pekçoğunuzun seveceğini düşünüyorum. Sonuçta işin ucunda sağlık var.

Atiye Laçin; nişasta bazlı şeker, katkı maddesi, kıvam arttırıcı, koruyucu, gluten, GDO içermeyen, insan sağlığına orta ve uzun vadede tahribat yapmayan naturel ürün AR-GE çalışmaları ile üretmeye devam edeceğini belirtiyor.

Satış noktaları ve ürün ile ilgili ulaşmak isterseniz; www.mevlevitatlisi.com adresini inceleyebilir, info@mevelivitatlisi.com; Mevlevitatlisi@gmail.com a mail bırakabilirsiniz.

Telefon: +90 286 566 12 19, Çanakkale, Türkiye…

CİLDİNİZİN ESNEKLİĞİ İÇİN NARDAN FAYDALANIN

nar 199x300 CİLDİNİZİN ESNEKLİĞİ İÇİN NARDAN FAYDALANIN 

ANTİOKSİDAN NAR MASKESİ

Yıllar geçtikçe cilt esnekliğini kaybetmeye başlar. Hava, güneş, sigara, yapay ışıklar ve stres gibi faktörler (serbest radikaller) cildinizi soldurur ve cilt canlılığını kaybedebilir. Kırmızı meyvelerin cilt ve vücut üzerindeki antioksidan gücü büyüktür. Dolayısıyla şu an mevsimi olan “Nar” meyvesinden bolca yararlanmak yerinde bir davranış olacaktır. Nar ihtiva ettiği yoğun gençleştirici ve canlandırıcı özelliklerinden ötürü cilde çok iyi gelir.

Paylaşacağım Antioksidan nitelikli Nar Maskesi ile cildinize sağlık, canlılık ve esneklik kazandırabilirsiniz. Esnekliğini kaybetmeye başlayan ciltler için antioksidan nar maskesi çok iyi gelecektir. Bu maske doğallığı sayesinde sağlığınıza herhangi bir zarar vermez.

Malzemeler:antioksidan nar meyvesi 300x300 CİLDİNİZİN ESNEKLİĞİ İÇİN NARDAN FAYDALANIN

½ Nar

1 tatlı kaşığı badem yağı

1 adet yumurta akı

½ şişe maden suyu

Hazırlanışı:

Nar ayıklanarak taneleri havanda ezilir. Ardından badem yağı ve yumurta akı ilave edilir. Temiz cilde göz çevresi hariç uygulanır ve 20 dakika bekletilir. Ilık su ile ciltten çıkarılır ve ardından suyu ile tonik olarak cilde uygulanır.

Önemli: Bu maske cildi temizler ve esneklik sağlar. 2 haftada bir uygulanabilir. Daha genç ciltler ise ayda bir uygulayabilir.

SOĞUK ALGINLIĞINA KARŞI ZENCEFİLLİ ÇAY TARİFİ

 

DOĞAL ÇAYLARLA NEZLE, GRİP VE SOĞUK ALGINLIĞI VAKALARINI ENGELEYEBİLİRSİNİZ…

zencefil çayı 300x199 SOĞUK ALGINLIĞINA KARŞI ZENCEFİLLİ ÇAY TARİFİ

Havalar soğumaya başladı. Hele ki son günlerde hava koşullarında görülen sıcak ve soğuk değişimler, daha kış kapımızı çalmadan bizleri hasta etmeye yetti maalesef. Birçoğumuz şu dönemleri soğuk algınlığı, grip ve nezle gibi rahatsızlıklarla geçiriyoruz. Böyle bir zafiyet durumunda hemen ilaçlara başvurmak yerine, bağışıklığımızı güçlendirecek doğal yollara yönelmek kimi durumlarda en sağlıklısı diye düşünüyorum. Elbette ki modern tıp biliminin çözümlerini gerektiğinde uygulayarak.

Doğadaki şifalı bitkilerin bazıları özellikle üst solunum yolu rahatsızlıkları için bire bir. Aşağıda paylaşacağım soğuk algınlığına karşı çay tarifini nezle, grip, yorgunluk ve soğuk algınlığı durumlarında gönül rahatlığı ile kullanabilirsiniz. Ayrıca tarifte kullanılacak bitkiler vücut ısıtıcı özellikler taşıdığından terlemenize sebep olabilir ve terleme yolu ile vücutta biriken toksik maddelerin dışarı atmını kolaylaştırır.

SOĞUK ALGINLIĞI İÇİN…

Malzemeler:

2-3 adet para büyüklüğünde taze zencefil

3 yemek kaşığı bal

1 adet limonun kabuğu

1 çay kaşığı tarçın

½ litre kaynar su

Hazırlanışı:

Malzemeler kaynar suyun içine atılır ve 20 dakika üstü kapalı bir şekilde demlenir. Süzüldükten sonra içilebilir.

Not: Vücut ısısını yükseltebileceği için terlemeye neden olabilir.

SERTİFİKALI, GÜVENİLİR ORGANİK ÜRÜNLERE, WWW.BUTİKORGANİK.COM’DAN ULAŞABİLİRSİNİZ

 

ORGANİK ÜRÜNLERİN GÜVENİLİR ADRESİ…

Butik Organik 300x146 SERTİFİKALI, GÜVENİLİR ORGANİK ÜRÜNLERE, WWW.BUTİKORGANİK.COM’DAN ULAŞABİLİRSİNİZ

Artık doğal ürünlere, organik üretimlere yönelmeye başladığımız bir dönemdeyiz. Tekstilden, kozmetiğe ve gıdaya kadar sağlıklı ve bilinçli tercihler yapmak istiyoruz. Bu anlayışla kurulduğunu iddia eden birçok site mevcut ve sayıları her geçen gün artıyor; ancak doğru ve güvenilir ürünlere, ilkeli sitelere ulaşmak çok çok önemli. Bu duyarlılıkla hareket ederek, bizzat kendisi ile tanışıp, konuştuğum Funda Hanım; uzun yıllar bu sektörün içinde biri olarak, önemli projelere de imzasını atmış. Kendisine ve yaptığı işlere inancım ve güvenim tam. Dolayısıyla sizlerle gönül rahatlığı ile paylaşabiliyorum.

Açılış üst 300x150 SERTİFİKALI, GÜVENİLİR ORGANİK ÜRÜNLERE, WWW.BUTİKORGANİK.COM’DAN ULAŞABİLİRSİNİZ

www.butikorganik.com sitesi açıldığında karşınıza sıcacık bir tablo çıkıyor. Tıpkı hayalini kurduğunuz sevimli bir evin ya da bir mekanın keyifli ve klasik bir köşesi gibi. Sitenin kurucusu Dt. Funda Kudunoğlu Çobanoğlu, aynı zamanda organik tekstil ve ürünler alanında 2007’de oluşturduğu SAFİKDN projesinin de yaratıcısı. SAFİKDN, organik tekstil alanında %100 doğal, el yapımı ve el emeği ürünleri ile ön plana çıkan, organik tekstil sektöründe üretim tekniği ve ekolojik ambalajlama sayesinde çevreyi ve insan sağlığını korumayı en önemli ilke olarak benimseyen, her şeyden önce Anadolu kadının emeğine üretime dahil eden önemli bir proje. Öyle ki www.butikorganik.com da bu projenin bir devamı niteliğinde ortaya çıkmış. Dt. Funda Hanım, güvenilir, birçoğunu bizzat kendinin de deneyimlediği sertifikalı ürünleri bir araya getirerek, butik bir site hizmete açmış ve bu ortamdan satışlarını gerçekleştiriyor.

Ürün sayfası üst 300x151 SERTİFİKALI, GÜVENİLİR ORGANİK ÜRÜNLERE, WWW.BUTİKORGANİK.COM’DAN ULAŞABİLİRSİNİZ  Açılış alt 300x151 SERTİFİKALI, GÜVENİLİR ORGANİK ÜRÜNLERE, WWW.BUTİKORGANİK.COM’DAN ULAŞABİLİRSİNİZ

Funda Hanım, 1 yaşına giren butikorganik.com fikrinin 2010 yılında oluştuğunu ve sitenin tasarımının Kasım 2012 tamamladığını belirtiyor. Ödeme sistemleri olarak kapıda ödeme, telefonla sipariş ve ücretsiz kargo fırsatı sunduğunu söylüyor.

Sitede 850 Çeşit Ürün Var

Erbaviva, Happy Moments, Sante, Zuii Organik, Rare Blossom, Sonett, SafiKDN, Friendly, Eğriçayır, Raya Organik, Mollis sitedeki organik ürün markalarından bazıları…

Organik Argan Yağı 300x228 SERTİFİKALI, GÜVENİLİR ORGANİK ÜRÜNLERE, WWW.BUTİKORGANİK.COM’DAN ULAŞABİLİRSİNİZ

Butikorganik.com sitesinde şu an itibari ile 850 çeşit ürün bulunuyor. Funda Hanım, ürün seçimi konusunda titiz davranıyor. Güvendiği markalarla ve çoğunlukla yakından tanıdığı firmaların ürünlerini tercih ediyor. Kendisi ve ailesi için kullanmayı düşünemeyeceği hiçbir ürünü butikorganik.com‘a koymadığının altını çiziyor.

“Doğru ürünlerin bulunması, ürün sayısının çokluğundan daha önemli diye düşünüyorum. Aslında doğal ürün kullanan insanlar, her gruptan ürün satın alıyorlar. Çünkü doğadostu olmak, tüm hayatınıza yansıyan bir bakış açısı getiriyor. Butiğimizde her kategoriden ürünlerimiz var. Oyuncak bebekten saç boyasına, deterjandan organik kadın pedine, erkek kozmetiğine kadar geniş bir yelpazemiz var” 

Bebek şampuanı 300x200 SERTİFİKALI, GÜVENİLİR ORGANİK ÜRÜNLERE, WWW.BUTİKORGANİK.COM’DAN ULAŞABİLİRSİNİZorganik ped 199x300 SERTİFİKALI, GÜVENİLİR ORGANİK ÜRÜNLERE, WWW.BUTİKORGANİK.COM’DAN ULAŞABİLİRSİNİZ

Mevsime Göre Sipariş…

Sipariş edilen ürün grupları ise döneme göre değişebiliyor. Eylül, Ekim aylarında iç çamaşırları ağırlıklı iken, Mayıs ayında Güneş Kremi satışı ağırlıklı oluyor. Yenidoğan, babyshower, doğum günü amaçlı olarak hazırlanan hediye paketleri de en çok talep gören ürünler arasında. Seçilen ürünlerden özel paketler oluşturabiliyor. Türkiye’de ilk olarak SafiKDN Organik Ürünleri üreten Funda Hanım, organik pamuk örgü iplerinden satışa sunduğunu ve çok ilgi gördüğünü ifade ediyor.

 Kalın koyu gri organik ip 300x199 SERTİFİKALI, GÜVENİLİR ORGANİK ÜRÜNLERE, WWW.BUTİKORGANİK.COM’DAN ULAŞABİLİRSİNİZ  Dörtlü lavanta organik ip 300x199 SERTİFİKALI, GÜVENİLİR ORGANİK ÜRÜNLERE, WWW.BUTİKORGANİK.COM’DAN ULAŞABİLİRSİNİZ

Funda Hanım’ın belirttiğine göre sitenin hedef kitlesi daha çok, kadınlar, çocuk bekleyen hamile bayanlar ve anne olan kadınlar. Erkekler de daha ziyade hediye göndermek amaçlı alışveriş yapıyorlar.

Siteden Alışveriş Yapanları Hoş Sürprizler Bekliyor

Funda Hanım, butikorganik.com’da aynı zamanda üretici firma olmaları nedeniyle, üye olan, alışveriş yapan müşterilerine üretilen sürpriz hediyeleri de gönderiyor. Paketleri özenle süslüyorlar. Mutlaka hoş bir detay ekliyorlar.

“İstiyoruz ki, butikorganik.com’dan alışveriş yapıp, paketini açan kişiyi gülümsetebilelim. Küçük notlarımızla onlarla sıcak temas kuralım. Bu hissi seviyorum. Telefonla arayan, memnuniyetlerini dile getiren müşterilerimiz bizi daha da motive ediyor. Her zaman önceliğimiz bizden alışveriş yapan herkesin %100 mutlu ve memnun olması”

el emeği el örgüsü bebek hırkaları 300x225 SERTİFİKALI, GÜVENİLİR ORGANİK ÜRÜNLERE, WWW.BUTİKORGANİK.COM’DAN ULAŞABİLİRSİNİZ

Sitedeki ürünlerin hepsi sertifikalı ancak, her sertifikalı ürüne de yer verilmiyor

Sitedeki tüm ürünler, Türkiye’de organik sektörde tanınmış, bilinen firmalara ait. Hepsi sertifikalı. Sitede yer alan ürünlerin sertifikalı olmalarına, sertifika aldıkları kuruluşların hangisi olduğuna büyük önem veriliyor. Ama her sertifikalı ürüne de yer verilmiyor. Ürün seçiminde firma sahiplerine, onların etik ve istikrarlı çalışmalarına da dikkat ediliyor. Ürünlerin güvenilirliğinde bu çok önemli bir kriter olarak ön plana çıkıyor. “Doğru işlerin ortaya çıkması için, asıl olan insanların işlerini doğru ve dürüst yapmaları ve sevmeleri” diyor Funda Hanım.

“Eskiden küçük şehirlerin çarşılarında küçük butikler, mahallerde küçük bakkallarımız olurdu. Herşeyin az ama öz olduğu yerlerdi. Malzemeleri doğal, doğal yolla üretilmiş, üretimlerinde emek olan ürünler yer alırdı. Ürünler, çoğunlukla sahibinin beğenisi, müşterilerin memnuniyeti ile özenle seçilmiş ürünler olurdu. Acaba internet üzerinde bu ruhu bu sıcaklığı verebilir miyim diye uzun zamandır düşünüyordum. İş hayatı dışında, her kadın ve her anne gibi ailemin sağlıklı beslenmesine, sağlıklı ürünler kullanmasına çalışıyorum. Hayatın karmaşası içinde doğru ürünlere ulaşmak zorlaşıyor. Yıllardır sektörün içinde olan biri olarak, SafiKDN ürünleri yanında, seçtiğim, doğru olduğuna inandığım ürünlere eskinin butik konsepti ile herkesin ulaşmasını istedim”

Tüm marka ve ürünleri görmek için www.butikorganik.com’u ziyaret edebilirsiniz.

İletişim: bilgi@butikorganik.com, 212 4412607

Facebook Sayfası ise https://www.facebook.com/wwwbutikorganikcom?ref=hl

Bu haberimin yanında Butikorganik.com sitesinin yaratıcısı Dt. Funda Kudunoğlu Çobanoğlu ile organik tekstil ve SAFİ KDN markasının doğuşu üzerine önemli bir röportaj gerçekleştirmiştim öncesinde. Dileyenler http://www.endogalindan.com/954/ uzantılı linkten röportajı okuyabilir.

Sağlıkla Kalın…

BİTKİ ÇAYLARININ FAYDALARI VE KULLANIM ALANLARI

HANGİ DURUMLARDA NE ÇAYI İÇMELİYİZ?

Malum kış ayları da yaklaştı. Bu donemlerde imdadımıza yetişecek en doğal yollardan biri de bitki çayları diyebiliriz. Sonbahar ve kış mevsimlerinde sık gorülen üst solunum rahatsızlıkları ve bağışıklık sistemi zayıflığına karşı tutun da hazım, mide, sinir sistemi ve tansiyon problemlerine kadar pek çok rahatsızlığın giderilmesi alanlarında bitkilerden kolaylıkla faydalanabiliyoruz. Bu derece geniş kullanım alanlarına sahip bitkilerin çayları da şüphesiz başvurabileceğimiz en masum ve doğal yontemlerden biri. Hangi çay hangi durumlarda içilmeli konulu bir yazı hazırladım sizler için. Elbette bazı ozel durumlarda doktorunuza danışmanızda fayda var.  Tabiki bitki çayları ancak bilinçli kullanımla yarar sağlayabilir. Kullanımın genellikle kür şeklinde uygulanması ve ikinci kür içinse uygulanan kür süresi kadar ara verilmesi onerilmektedir. Bitkisel çaylar keyif amacıyla 5 dakika, etkisinin gorülebilmesi için ise 15 dakika demlemeye bırakılmalıdır.

İşte bitki çayları ve faydaları, kullanım alanları…

ADAÇAYI:

 adaçayı bitkisi 300x199 BİTKİ ÇAYLARININ FAYDALARI VE KULLANIM ALANLARI

Bakterilere, virüslere ve mantar hastalıklarına karşı etki gosterir. Ağız ve boğaz mukozasında iltihabı gidermede etkilidir. Soğuk alıngılığı, solunum yolu enfeksiyonlarına karşı yararlanılır. Çay olarak kullanıldığı gibi ağız ve boğaz mukozası rahatsızlıklarında çalkalayarak veya gargara olarak kullanılabilir. Adaçayı, salgı düzenleyicidir. Hazım sisteminin daha iyi çalışmasını sağlar. Hazımsızlıkta kullanılabilir.

Günde 2-3 defa alınması yeterlidir.

Bir günde belirtilen dozdan fazla alınması ve anne adaylarının kullanmaları tavsiye edilmiyor.

ALIÇ ÇAYI:

Alıç bitkisinin yaprak ve meyveleri, kalbi güçlendirici maddeler taşıdığı bilinmektedir. Bu yüzden hafif kalp yetmezliklerinde, kalp ritim bozuklukları, yüksek tansiyon ve bazı sinir sistemi rahatsızlıklarında tavsiye edilmekte ve tedaviye yardımcı olarak kullanılmaktadır. Sakinleştirici ozelliği de bulunan alıç , ilerlemiş yaşlarda zaman zaman kür yapmak yerine kullanılan mükemmel bir bitkidir.

Günde 2-3 defa içilebilir.

Bilinen bir yan etkisi yoktur.

ANASON ÇAYI:

İyi bir balgam soktürücüdür. Antiseptik etkisi de vardır. Solunum yolları enfeksiyonlarında ve oksürüklerinde kullanılır. Anason çayı mide-bağırsak şikayetlerinde hazımsızlık ve gaz problemleri olanlarda en çok kullanılan bitkilerden biridir. Spazmın neden olduğu ağrıyı ve gazı giderir. Anne sütünü arttırdığı soylenmektedir.

Günde 2-3 defa içilebilir.

Anetol alerjisi olanlar kullanmamalıdır.

BOĞÜRTLEN ÇAYI:

boğürtlen 300x199 BİTKİ ÇAYLARININ FAYDALARI VE KULLANIM ALANLARI

A,B1, C vitaminleri, meyve şekerleri ve meyve asitleri içerir. Lezzetli bir aromaya sahip olan boğürtlen çayı hafif kabız yapıcı etkiye sahiptir. Bademcik iltihapları ve ağız içi yaralarında gargara olarak kullanılması tavsiye edilir.

Günde 2-3 defa içilebilir.

Bilinen bir yan etkisi yoktur.

CİVAN PERÇEMİ ÇAYI:

Civan perçeminin kuvvet verici, spazm giderici, sindirime yardımcı ve idrar yolları antiseptiği olduğu bilinmektedir.

Günde 2-3 defa alınabilir.

Civan perçemi bazı bünyelerde alerji yapabilir.

EKİNEZYA ÇAYI:

ekinezya 300x199 BİTKİ ÇAYLARININ FAYDALARI VE KULLANIM ALANLARI

Ekinezyanın bağışıklık sistemini güçlendirici etkisi olduğu bilinmektedir. Hafif ve orta şiddetli soğuk algınlıkları, grip ve kronik yorgunluklarda; bağışıklık sisteminin yetersiz kaldığı durumlarda vücudun doğal direncini desteklediği ve yükselttiği değerli bilimsel yayınlarda belirtilmektedir.

Günde 2-3 defa oğün aralarında içilebilir.

Bazı bünyelerde alerji yapabilir. Hamile ve süt veren bayanlar kullanmamalıdır.

ELMA ÇAYI:

Zengin ozunde A, B ve C vitaminleri, organik asitler ve pektin de taşıyan elma çayı besleyici, hafif idrar arttırıcı, hazma yardımcı ve iştah açıcıdır.

Günde 2-3 defa içilebilir.

Bilinen hiçbir yan etkisi yoktur.

IHLAMUR ÇAYI:

Taşıdığı müsilaj nedeniyle solunum yolları yumuşatıcısı, gıcık kesici ve ateşli soğuk algınlığı rahatsızlıklarında terleticidir. Sakinleştirici, spazm çozücü ve idrar arttırıcı etkilere sahiptir. Ihlamur çayı, soğuk algınlığı rahatsızlıkları ve oksürüklerde yumuşatıcı, rahatlatıcı ve terletici etkileriyle kullanılır. Ozellikle kış ayları için idealdir.

Günde 3-4 defa içilebilir.

Bilinen hiçbir yan etkisi yoktur.

ISIRGAN ÇAYI:

ısırgan 200x300 BİTKİ ÇAYLARININ FAYDALARI VE KULLANIM ALANLARI

İdrar arttırıcı, damar büzücü, organizmanın yıkım ürünlerini temizleyici, metabolizmayı uyarıcı ve kuvvet vericidir. İdrar yolları iltihaplarında, haricen romatizma ağrılarının giderilmesinde ve odem çozmede kullanılabilir. Isırgan bağışıklık sistemini güçlendirici bitkilerden biridir. Bu ozelliğiyle hastalıklarından korunmada yardımcıdır.

Günde 2-3 defa içilebilir.

Kalp ve bobrek rahatsızlıklarından dolayı oluşan odemlerde kullanılmamalıdır.

KANTARON ÇAYI:

kantaron 199x300 BİTKİ ÇAYLARININ FAYDALARI VE KULLANIM ALANLARI

Hafif ve orta dereceli depresyona bağlı olarak gorülen, bitkinlik, endişe ve sıkıntı hallerine karşı rahatlama sağladığı bilimsel yayınlarda belirtilmektedir. İyi bir sakinleştirici ve yatıştırıcı olduğu; ülser ve migrende yaralarından dolayı kullanıldığı bilinmektedir.

Günde 2 defa içilebilir.

Çocuklar ile hamile ve süt veren kadınların doktor gozetiminde kullanması tavsiye edilmektedir.

KEKİK (ZAHTER) ÇAYI:

Bakterilere karşı etkili olduğu bilimsel yayınlarda belirtilmektedir. Balgam soktürücü olan zahter, kuru ve balgamlı oksürüklerde iyi bir rahatlatıcıdır. Solunum yolu rahatsızlıklarında, soğuk algınlığı şikayetlerinde çay olarak kullanıldığı gibi ağız ve boğaz mukozası rahatsızlıklarında çalkalayarak veya gargara olarak da kullanılabilir. İştah açıcı, hazmı kolaylaştırıcı olduğu bilinmektedir.

Günde 3-5 defa içilebilir.

Bir yaşından küçük çocuklarda, hamile ve süt veren kadınlarda kullanılması tavsiye edilmez.

KUŞBURNU ÇAYI:

Kuşburnu, doğal C vitamini içeren kaynaklardan biridir. Solunum yolu enfeksiyonları ve soğuk algınlığına karşı bedenin savunma sistemini güçlendirir. Mevsimlerin geçiş donemlerinde iyi bir koruyucudur.

Günde 2-3 defa içilebilir.

Bilinen hiçbir yan etkisi yoktur.

MAYIS PAPATYASI ÇAYI:

papatya çayı 300x199 BİTKİ ÇAYLARININ FAYDALARI VE KULLANIM ALANLARI

Son derece yumuşak bir aromaya sahip olan papatya, güçlü bir etkiye ve çok geniş bir kullanım alanına sahiptir. Bakterilere karşı olan etkisiyle iltihapları giderir. Bitkiden, boğaz ağrısı gibi solunum yolu iltihaplı hastalıkları ve mide-bağırsak sistemi iltihaplı hastalıklarında; haricen deri ve mukoza iltihaplı rahatsızlıklarında güçlü bir spazm çozüdür. Bebekler ve küçük çocuklar da gaz sokturucu olarak rahatlıkla kullanılabilir. Ayrıca yatmadan evvel alınan bir bardak papatya çayı rahat bir uyku sağlar.

Günde 3-4 defa içilebilir.

Bilinen hiçbir yan etkisi yoktur.

MELİSA ÇAYI:

Limon kokulu bir aromaya ve geniş bir kullanım alanına sahiptir. Rahatlatıcı, sakinleştirici, spazm çozücü, midevi ve gaz giderici olan Melisa çayı, bakterilere, virüslere ve mantar hastalıklarına karşı da etkilidir. Uçuk tedavisinde, sinirsel kaynaklı sindirim sistemi rahatsızlıklarında, uyku problemlerinde ve migrende kullanıldığı belirtilmektedir. Psikolojik kokenli kalp rahatsızlıklarında kişiyi rahatlatıcı olarak yararlanılır.

Günde 2-3 defa içilebilir.

Bilinen hiçbir yan etkisi yoktur.

NANE ÇAYI:

nane 237x300 BİTKİ ÇAYLARININ FAYDALARI VE KULLANIM ALANLARI

Nane yapraklarının bakterilere karşı, spazm giderici ve safra salgısını uyarıcı etkileri vardır. Ozellikle mide-bağırsak sistemi spazmlarını gidermede faydalanılır. Nane, en etkili gaz soktürücülerden biridir. Gaz oluşumuyla ilgili problemlerde, mide bulantısına karşı ve diğer mide şikayetlerinde aynı zamanda akut ve kronik gastritte faydaları gorülmüştür.

Günde 2-3 defa içilebilir.

Mentol alerjisi olanlar kullanmamalıdır.

REZENE ÇAYI:

Bilinen en eski spazm çozücülerden biridir. Hazım sistemi rahatsızlarında kullanılır. İştah açıcıdır. Bebeklerin gaz sancılarını alır. Anne sütünü arttırdığı soylenir. Oksürüklere balgam sokturucudur. İltihap giderici etkisi de olan rezene solunum yolları rahatsızlıklarında kullanılır.

Günde 3-4 çay fincanı içilebilir.

Bilinen hiçbir yan etkisi yoktur.

SİNAMEKİ ÇAYI:

Kalın bağırsağa etkili bir müshildir. Genel anlamda kabızlığa karşı kullanılır. Sıcak suda 15-20 dakika bekletilir. Akşamları yatmadan once 1-2 fincan içilebilir.

Kullanım süresi en fazla dort haftadır. 4 hafta sonra kullanıma ara verilmelidir. 10 yaşından kucuk çocuklar kullanmamalıdır. Hamileler ise doktor gozetiminde uygun dozlarda kullanabilir.

YAKIOTU ÇAYI:

Prostattan dolayı oluşan şikayetlerin giderilmesine yardımcı olduğu bilinmekte ve halk arasında kullanılmaktadır.

Günde 2-3 defa içilebilir.

Belirtilen dozlar aşılmadıkça bir yan etkisi yoktur.

YEŞİL ÇAY:

Fermente olmadığından siyah çaya gore daha fazla kateşin ve vitamin içerir. Antioksidan ozelliğe sahip olan kateşin bir çok rahatsızlığa (kanser, kalp rahatsızlıkları v.b) zemin hazırlayabilen serbest radikallerin olumsuz etkilerini gidermede yararlı etki gosterir. Yeşil çay, yağ hücrelerinin metablolik hareketlerini arttırarak depolanmış yağın yakılmasını hızlandırır. Boylece kilo vermede rejim ve egzersiz yanında yardımcı olarak kullanılabilir. Ayrıca taşıdığı antioksidanların kolesterol seviyesini düşürdüğü düşünülmektedir.

yeşil çay 300x199 BİTKİ ÇAYLARININ FAYDALARI VE KULLANIM ALANLARI

 

Sağlığınıza…

BULGURUN GLUTENSİZ ALTERNATİFİ: MUCİZE BESİN “KİNOA”

KİNOA’YI DUYDUNUZ MU?

mucize besin kinoa 300x159 BULGURUN GLUTENSİZ ALTERNATİFİ: MUCİZE BESİN “KİNOA”

Gluten içermeyen ”KİNOA” çölyaklıların protein ve karbonhidrat ihtiyaçlarını karşılıyor. Bitkisel protein kaynağı olduğu için kolesterol içermeyen kinoa her yaş grubunun güvenle tüketebileceği sağlıklı bir olma özelliğine sahip. Kinoa yüksek demir oranı sayesinde kansızlık sorunun önüne geçiyor.

Bir süredir Kinoa adında bulgura benzeyen bir besin kaynağı duyuyorum. Benim gibi pirinç tüketmeyen birinin bulgur ile haşır neşir olması sonucu alternatif gıdalara da kayıtsız kalamıyorum. Bu sebeptendir ki keşfettiğim Kinoa gluten içermemesi ve besin değerinin yüksek olması sebebi ile fazlasıyla ilgimi çekti. Hakikaten de tadı bulguru andırıyor ve çok da hafif. Elbette ki kinoa birçoğumuz için hala pek tanıdık bir madde olmasa da dünyanın çeşitli yerlerinde bolca tüketiliyor. Son dönemlerde Türkiye’de de raflarda yerini almaya başladı. Her markette bulmak öyle kolay değil henüz. Ancak Migros marketlerde organik raf bölümünden bulabildim kinoayı. Biraz da pahalıydı tabi.

2013 Kinoa Uluslararası Yılı

Besin değerinin yüksekliği, sağlığa sunduğu olumlu katkıları ve Birleşmiş Milletler Binyıl Kalkınma hedeflerine ulaşılmasını sağlama potansiyeli açısından 2013 yılı Birleşmiş Milletler tarafından Kinoa yılı olarak ilan edildi.

KİNOA NASIL BİR BESİNDİR?

Anavatanı Güney Amerika’nın Batı kıyısındaki And Dağları olan kinoa; Kolombiya, Arjantin, Peru, Bolivya, Şili ve Ekvator’da yetiştiriliyor. Her türlü iklim şartında yetiştirilebilme özelliğine sahip olmasının yanı sıra besin değeri oldukça yüksek. Inkaların mısır ve patates ile birlikte benimsedikleri önemli 3. Ana gıda maddesi olması keşfediliş tarihinin oldukça eskilere dayandığını gösteriyor.

Tatlı tuzlu fark etmeksizin her çeşit yemek yapımına uygunluk gösteriyor olması ve pişirme kolaylığı kinoanın tercih edilme nedenlerinin başında geliyor. Yüksek miktarda protein ve temel aminoasitlerden (protein yapıtaşı) tamamını içeren tek bitkisel gıda olma özelliği taşıyor. Buğdaydan ve pirinçten çok daha fazla tahıl içeriyor. Aynı zamanda demir, magnezyum, manganez, bakır ve fosfor açısından oldukça zengin olan kinoanın lif oranı da yüksek. Buğday, arpa, çavdar, yulaf ailesinden değil ama tahıl gibi tüketilebiliyor ve tahıl benzeri çekirdekleri için üretiliyor. Aslında ıspanak, pancar ailesinden geliyor. Tadı ve kıvamı bulgura benzemekle birlikte kendine özgü bir lezzet barındırıyor. Tohumları beyaz, sarı, kırmızı, mor, kahverengi ya da siyah olabiliyor.

KİNOA TÜKETMENİN FAYDALARI?

Oldukça düşük yağ oranına sahip olan kinoa; A,B,C,D,E vitaminleri içermesi bakımından da birçok hastalığın önüne geçiyor.  Glutensiz diyet uygulaması gereken çölyaklılar ve glütene duyarlı bireyler için  alternatif bir besin olma özelliği ile bu kişilerin protein ve karbonhidrat ihtiyaçlarını karşılıyor. Satın alınan kinoanın depolama yerlerinde çapraz bulaşmaya maruz kalmamış olmasına ise dikkat etmek gerekiyor.

Kinoanın dış kabuğunda bulunan saponin maddesi acımsı bir tat verse de kullanmadan önce tel bir süzgece alarak akan suyun altında elle ovularak yapılan yıkama işlemleri acımsı tadı ortadan kaldırıyor. Pişirmek için 1 ölçü kinoaya 2 ölçü su kullanmak yeterli geliyor. Su kaynar kaynamaz ateşin kısılıp suyun çekilmesini beklemek gerekiyor. Satın alındıktan sonra hava almayan bir kaba boşaltılarak buzdolabında muhafaza edilmesi raf ömrünün uzatılmasını sağlıyor.

Kısırı çok sevenler için bulgur yerine Kinoalı Kısır tarifi paylaşmak istiyorum bir de.

KİNOALI KISIR

Malzemeler:

1 su bardağı kinoa

2 bardak su   kinoalı kısır 300x192 BULGURUN GLUTENSİZ ALTERNATİFİ: MUCİZE BESİN “KİNOA”

1 adet kuru soğan

4-5 dal taze soğan (yeşil kısımları ile birlikte)

1 diş sarımsak

½ demet maydanoz

½ demet taze nane

1 yemek kaşığı biber salçası

1 yemek kaşığı domates salçası

1 çay bardağı zeytinyağı

Tuz

Kimyon

Hazırlanışı:

Kinoayı 15 dakika kadar soğuk suda bekletin.

Daha sonra tel süzgece alın

Akan suyun altında iyice yıkayın. Tadına bakın. Eğer acı ise yıkama işlemini tekrarlayın.

Kuru soğanı küp küp, taze soğanları ince ince kesin.

Sarımsağı soyarak bıçak yardımıyla ezin.

Soğanları ve sarımsağı tencereye koyun.

½ çay bardağı zeytinyağı ilave ederek, soğanları ve sarımsağı yağda kızdırmadan çevirin.

Yıkayıp süzdüğünüz kinoayı tencereye ilave edin. 2 bardak su koyarak kaynatın. Kaynar kaynamaz ocağın altını kısın ve suyunun çekmesini bekleyin.

Suyunu çekince ocağı kapatın, ılımasını bekleyin.

Yıkayıp saplarından ayırdığınız nane ve maydanozu ince ince kıyarak bir kapta harmanlayın.

Kinoaya tuz, kimyon ve salçayı ilave edip karıştırın.

Harmanladığınız  yeşillikleri, geriye kalan ½ çay bardağı zeytinyağını ve limon suyunu kinoaya ekleyip karıştırarak servis tabağın alın.

Dilerseniz marul yaprakları ile süsleyin

 

 

KAHVENİN GÜZELLİKTE KULLANIM ALANLARI

kahve 300x199 KAHVENİN GÜZELLİKTE KULLANIM ALANLARI

KAHVE

Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır derler. Sohbetin bahanesi olan kahvenin mucizevi yararları vardır; ancak elbette fazla tüketimi sağlığa zararlı bir hal alabilir. Kahvenin güzellikteki yerine geçmeden önce, kahve üzerine biraz da olsa konuşmak yerinde olacaktır.

Özellikle kaliteli bir kahveden yapılan sütsüz ve şekersiz filtre kahve içmek, kahvenin yararlarını en üst düzeyde görmemize yardımcı olur. Ayrıca günde 1 ya da 2 kez içilen sade Türk kahvesinin de organizmaya sağlıklı katkıları vardır.

Kahve ile ilgili yapılan araştırmalar kapsamında; günde belirli oranda kahve içen kadınlarda kalp krizi riskinin %25 oranında azalabilme ihtimali bulunmaktadır. Bununla ilgili en somut örnek, İsviçre’de 10 yıl boyunca sürdürülen bir araştırmadır. Yapılan araştırmada beslenme şekli ve hastalığın ilerleyişi ile ilgili 35,000 kadın incelenmiştir. Bu kadınlardan 1680 tanesi kalp krizi geçirmiştir. Ancak araştırma ekibindeki uzmanlar kahve tüketiminin kadınların sağlığını nasıl etkilediği yönünde bir inceleme yaptıklarında, günde 1 fincandan fazla kahve içenlerde riskin çok daha az olduğunu görmüşlerdir. Bunun nedeni ise, insülin hassasiyetini arttırması ve stresin etkilerini azaltmasıdır.

Yararları

  • Uyarıcı etkisi vardır.  Sabahları uyanmaya yardımcı olur, kontrasyonu arttırır.
  • Böbrek taşı oluşumundaki riski azaltır. Bu konuda tersi iddialar olsa da, sağlık çalışanları arasında yapılan bir araştırmada, böbrek taşı rahatsızlığının kahve içmeyenler arasında daha sık görüldüğü ortaya çıkmıştır. Bunun nedeni, kahvenin diüretik etkisidir.
  • Amerika’da son yapılan araştırmalara göre, fiziksel egzersizle birlikte ölçülü kahve tüketimi, güneşinultraviyole ışınlarının yol açtığı kansorejen etkileri ortadan kaldırabilmektedir.

Kahvenin Güzellikte Kullanım Alanları

  • Kafeinin vazodilatasyon (damar genişletici) etkisi, cildin sıkılaşmasına yardımcı olmaktadır. Bu nedenle piyasada satılan çeşitli güzellik ürünleri ve kremlerinde kafein sıklıkla kullanılmaktadır.
  • Yüz peelingi yapmak için Türk kahvesi ideal bir metaryaldir. Cilt tipinize göre haftada bir gün ya  da 15 günde bir kahve peelingi uygulanabilir. Size gerekli olan malzeme ise, sadece Türk Kahvesi ve zeytinyağıdır.

Türk Kahvesi İle Peeling Tarifi

Malzemeler:

1 tatlı kaşığı Türk kahvesi

1 tatlı kaşığı sızma zeytinyağı

Hazırlanışı:

Malzemeler karıştırılıp bunun kenarlarından başlayarak yumuşak hareketlerle cilde uygulanır. Göz çevresi hariç tüm yüze uyguladıktan sonra soğuğa yakın suyla durulanır.

Not: Cildin bir cam parçası gibi olduğu unutulmamalıdır. Masaj yaparken çok ama çok yumuşak baskılar uygulanmalıdır.

HANGİ YAŞTA NE YEMELİYİZ? YAŞA GÖRE BESLENME…

YAŞA GÖRE BESLENME…

Sağlıklı bir ömür sürdürebilmek doğru beslenme ve yaşam koşullarını oluşturabilmek ile çok yakından ilgilidir. Hangi yaşta nasıl besleneceğimizi öğrenmek ise hayati önem taşır. Çocukluk ve gençlik dönemlerimizde süt ve süt ürünleri ön plana çıkarken, olgunluk dönemlerimizde antioksidan gıdalar ve temel aminoasitlerden yüksek besinler almamız gerekir.

Ayrıca yaşa göre beslenme sağlıklı bir metabolizmayı da beraberinde getirir. Böylelikle vücudumuzu ve iç organlarımızı hasarlara karşı koruruz. Her yaşa göre özel bir beslenme planı oluşturulmalıdır.

İşte Yaşa Göre Beslenme Planlaması

11-13 Yaş: Kalsiyum zengini gıdalar… Süt, süt ürünleri. Taze meyve ve meyve suları, ıspanak, biber, brokoli gibi kalsiyum zengini sebzeler tüketilmesi gerekir.

11 13 yaş 199x300 HANGİ YAŞTA NE YEMELİYİZ? YAŞA GÖRE BESLENME...

13-18 Yaş: Demir zengini yağsız kırmızı et, deniz ürünleri… Sebze-meyveler… Tahıllar, demir zengini gıdalar tüketilmesi gerekir.

13 18 Yaş 199x300 HANGİ YAŞTA NE YEMELİYİZ? YAŞA GÖRE BESLENME...

18-25 Yaş: C vitamini… Taze meyve ve sebzeler C vitaminin en değerli kaynaklarıdır. Bu yaş grubunda da yeterli miktarda kalsiyum gerekir.

 

18 25 Yaş 300x199 HANGİ YAŞTA NE YEMELİYİZ? YAŞA GÖRE BESLENME...

25-30 Yaş: Folik asit alımını arttırmak gerekir. Folik asit ihtiyacını yeşil yapraklı sebzelerle, pek çok meyve ve özellikle portakal suyuyla, bakliyatlarla karşılamak mümkün.

30 35 yaş 300x199 HANGİ YAŞTA NE YEMELİYİZ? YAŞA GÖRE BESLENME...

30-35 Yaş: Öncelik antioksidan gücü yüksek gıdalar… Bu beslenme tarzı sadece genç ve sağlıklı görünüm kazandırmakla kalmaz, bağışıklığı güçlendirir, enerji seviyesini yükseltir. Antioksidan gücün olağanüstü faydasından yararlanmak istiyorsanız, bol bol sebze ve meyve yemeye taze ve renkli sebze ve meyvelere yönelmeye itina göstermek gerekir. En kırmızılardan karpuz, domates, pembe greyfurtla likopen; en sarılardan kayısı, mango, havuçla karotenoid; en mor kırmızılardan siyah dut, vişne, kiraz ve üzümle proantosiyanidin almak gerekir.

35-40 Yaş: Biyolojik değeri yüksek, temel aminoasitlerden zengin hayvansal proteinler; yeterli miktarda B vitamini ve kalsiyum. Bütün tahıllar, B vitamini zengin gıdalar, kepekli ekmekler; kalsiyum için yarım yağlı süt ve süt ürünleri; balık, hindi ve tavuk hayvansal protein ihtiyacını karşılamak için en değerli kaynaklardır. Daha çok yoğurt, sebze-meyve ve bakliyat tüketmek gerekir.

35 40 Yaş 300x199 HANGİ YAŞTA NE YEMELİYİZ? YAŞA GÖRE BESLENME...

45-50 Yaş: Toplam kalori alımlarını azaltmak, daha az yağ ve bol posa tüketmek önemlidir.40’lı yaşlara gelindiğinde gençlik günlerindeki kadar çok kaloriye ihtiyaç yoktur. Uygulanacak diyetinizin doymuş yağ ve kolesterolden fakir, Omega-3 yaş asitlerinden zengin deniz ürünleri, soya ve soya ürünleri, ceviz, fındık gibi kuru yemişleri ihtiva etmelidir. Bitkisel Omega-3 kaynakları olan keten tohumundan ve keten tohumu yağından, cevizden, ceviz yağından ve semizotundan bol bol yararlanılmalıdır.

45 50 Yaş 199x300 HANGİ YAŞTA NE YEMELİYİZ? YAŞA GÖRE BESLENME...

50-60 Yaş: Zayıflayan kemiklerin kalsiyum ihtiyacı fazlaca artar.  Bu dönemde daha az kalorili beslenmek, daha az yağ tüketmek, zeytinyağından yararlanmak, antioksidan zengini sebze ve meyvelere öncelik vermek şarttır.

Soyalı yiyecekler, keten tohumu ve tahıllar bu dönemde düşen hormon seviyelerini desteklemek için yararlıdır.

60 yaş 188x300 HANGİ YAŞTA NE YEMELİYİZ? YAŞA GÖRE BESLENME...

60 Yaş Önemli: 60 yaş sonrasında beslenme çok önemlidir. B Vitamini yanında kalsiyum açısından da yeterli, temel yağ asitlerinden, temel aminoasitlerden ve posadan zengin bir beslenme tarzı olmalıdır. Beslenme biçimi hipertansiyon, şeker hastalığı, ateroskleroz durumuna göre özel planlanmalıdır.

BİTKİSEL SAÇ BOYALARININ FAYDALARI VE SAĞLIK İÇİN ONEMİ…

TEHLİKE SAÇAN KİMYASAL SAÇ BOYLARINDAN UZAK DURUN! BİTKİSEL SAÇ BOYALARINI SAĞLIĞINIZ İÇİN TERCİH EDİN…

bitkisel saç boyaları 2 300x199 BİTKİSEL SAÇ BOYALARININ FAYDALARI VE SAĞLIK İÇİN ONEMİ… 

Artık sıklıkla karşılaşılan kanser tehlikelerine karşı yeme-içmemizden tutun da, yaşam koşullarımıza, kullandığımız kozmetiğe kadar dikkat etmemiz gerekiyor. Gelin gorün ki bayanlarda da erkeklerde de taşınan estetik ve güzel olma kaygısı, bizleri türlü türlü uygulamalara itiyor. Bunların en başında saç boyama alışkanlığı geliyor. Değişiklik, güzel gorunme, beyaz kapatma gibi sebeplerden başvurduğumuz sayısız renk skalasına sakip saç boyaları endüstrisi sandığımız gibi masum değil aslında. Birçok kimyasal bileşenden oluşan saç boyaları bedenimizi hasta ederek, kanser problemlerine yola açabiliyor. Ancak bilinçli haraket ederek, en doğal yoldan, zarar verici kimyasal maddeler kullanılmadan üretilmiş  bitkisel saç boyalarını tercih etmeliyiz. Boylelikle kafa derimiziden organizmamıza geçen tehlikeli maddelerin de onune geçmiş oluruz.

Tehlikeyi, Bitkisel Saç Boyaları İle Uzaklaştırın!

Kuaforlerde ve belirli satış noktalarında sunulan organik ya da bitkisel saç boyalarının market ve kozmetik dükkanlarında satılan birçok piyasa markaya gore daha pahalı olduğu malum; fakat sağlık elden gittiğinde maddiyatın da bir anlamı kalmıyor, çoğu zaman para bizi kurtaramıyor. Dolayısıyla eğer saçımızı boyayacaksak, bu alışkanlık ekonomik olarak kısacağımız bir durum olmamalı.

Peki nedir bu bitkisel boya markaları diye soracak olursanız, piyasada satışı bulunan ve benim de markalarını kullandığım ve beğendiğim firmaların ürettiği bitkisel-organik saç boyalarını sizlerle hemen paylaşayım. Logona ve Sante markaları bitkisel saç boyaları üretiyor ve Almanya markaları olarak on plana çıkıyor.  Hepsi de organik sertifikalı. Aşağıda paylaştığım linkten boyalarla ilgili fikir sahibi de olabilirsiniz. Dileyen sipariş de verebilir.

http://www.ekoorganik.com/kategori/bakim_kozmetik/sac_boyasi/

Evet! Konu boylesine ciddi olunca saç boyama ve kimyasal boyaların saçtığı tehlikeler için bir araştırma yaptım ve bitkisel saç boyalarının üstünlüklerini anlatan bir yazı hazırladım.

Anti Aging Açısından Saç Boyası,

Neden Organik ve Bitkisel Saç Boyası Kullanmalıyız?

Avrupa’da 18 yaş üzeri her üç kadından biri 40 yaş üzeri her 10 erkekten biri saçını boyamaktadır. Saç boyamada oksidasyonla boya maddesi saçın içine kadar sokulur. Boyanın saçtan çıkarılması olanaksızdır. Saçın eski rengine donebilmesi, saç uzadıkça kesilmesiyle mümkündür. Saçın iç yapısına müdahale ederek, rengini değiştiren tüm kimyasal maddelerin sağlık için sakıncaları vardır. Orneğin saç boyalarındaki phenilendiamin (PDA), o-toluylendiamin, resorcin, alphanaphthol maddeleri bobrek, karaciğer ve kalbe zarar vermektedir. Kurşunasetat, kansorejen ve aşırı toksiktir.

Danimarka’da yapılan bir araştırma, bu maddelerle sürekli temasta olduklarından kuaforlerde kanserin iki kat daha sık gorüldüğünü ortaya koymuştur. Bu bulguyu, Amerika ve Almanya’da yapılan çeşitli araştırmalar da doğrulamıştır.

Bir donem once de kimi kadınların ameliyatla alınmış rahimlerinin iç dokusunda boya maddesi birikimi saptandığı basına manşet olmuştur. Boya maddeleri idrarda da bulunmuştur.

Koyu Renkli Boyalara Dikkat! Kanser Tehlikesi Saçıyor…

Seçilen saç boyasının rengi ne kadar koyuysa kanser riski de o derece büyüktür. Amerika’da California Southern Üniversitesi’nde yapılan yeni donem araştırmalarında, ayda bir kez saçını boyatan kadınlarda, bir yıl sonra mesane kanseri riskinin 2,1 kere arttığı saptanmıştır. 15 yıl süreli uygulamadan sonra ise bu artış oranının, saçı boyatmayanlara gore yüzde 330 olduğu gorülmüştür. Boya ürünleriyle çok sık temasta olan kuaforlerde de bir sene sonra mesane kanseri riski artmaktadır.

Kimyasal Saç Boyaları Meme Kanseri Riskini Arttırıyor

Amerikalı bilim adamları saç boyası ile meme kanseri arasında da ilişkiyi ortaya koymuşlardır. Sürekli saç boyatanlarda meme kanseri riski 5 kat artmaktadır. Yalnızca boya maddesi değil, ürünlerdeki oksidasyon maddesi de hastalıklara neden olmaktadır.

Orneğin amonyum persulfat ya da amonyum peroksodisulfat, toz ve buharı ile kuafor astımı olarak tanımlanan rahatsızlığa yol açmaktadır. Hidrojenperoksit, hücrelerimize zarar veren serbest radikalleri oluşturmaktadır. Bu nedenle saç boyası ürünlerin baş derisiyle temasının elden geldiğince azaltılması ve uygulayıcının eldiven kullanılması onerilmektedir.

Sakıncasız Bitkisel Boyaları Kullanın!

İnsanlarda güzelleşme istediği daima vardır. Eski Mısırlılarda MO 3000 yıllarında bitkisel boyalarla saç boyandığına dair kanıtlar vardır. Eğer saç boyama gereksinimi varsa bitkisel boyalar sakıncasız alternatiftir.

Peygamber çiçeği (mavi kantaron), yaban mersini, çay, soğan kabuğu, çivit, kına, hatmi çiçeği ve diğer birkaç bitki karışımı bitkisel boya olarak uygulanmaktadır. Saf bitkisel boyalar Avrupa’da “Reformhaus” marketlerinde satılmaktadır. Ulaşmak isteyenler ise www.logona.com ve www.sante.de adreslerini inceleyebilirler.

Kına Yaprakları Genç ise Kırmızı Tonlarında Boyar

Kına yaprakları bitki 5 yaşından genç ise kırmızı-oranj tonda boyar. Bitki yaşlandıkça boyamaları bakırdan altın rengine kadar açılır. 10 yıldan sonra artık yapraklar boyayıcı değildir. Bundan sonra saç bakım ürünlerinde kullanılır.

bitkisel saç boyaları 1 300x199 BİTKİSEL SAÇ BOYALARININ FAYDALARI VE SAĞLIK İÇİN ONEMİ…

BİTKİSEL BOYALARIN ÜSTÜNLÜKLERİ

  • Bitkisel boyalar beyaz saçı yüzde 100 kapatmasa da yüz rengi ile uyumlu bir saç rengi oluşturur. Gri saçlar değişik nüanslarda sarı bir renk alır. Boylece kırlaşmış saçlardaki renk farklılıkları doğal biçimde korunur.
  • Bitkisel boya yavaş yavaş açıldığından sonradan çıkan boyasız saçları tekrar boyama zorunluluğu olmaz.
  • Bitkisel boyalar çok koyu ve çok açık boyamaz.
  • Saçın ana rengini tümden değiştirmez. Saç tonları kalır. Mat saç parlaklık kazanır.
  • Bitkisel boyalar onarıcı etki yapabilir.
  • Bitkisel boyalarla doğada saç rengi olarak mevcut olmayan tonlarda renk sağlanmaz. Renk seçimi kimyasal saç boyalarına gore daha azdır.
  • Bitkisel boyalara her saç farklı reaksiyon verdiğinden, boyama sonucu tam olarak onceden kestirilemeyebilir. Kuafor deneyimli olmalıdır. İstenen saç rengi yakalanıncaya kadar birçok kez boyam işleminin tekrarı gerekebilir.
  • Saç boyama ürünleri arasında “saf bitkisel maddeler baz alınmıştır” ya da “doğal maddelerle” gibi ifadelerle pazarlanan ürünler saf bitkisel boya değildir.

Son donemlerde  bayanların ozellikle bitkisel ve organik boyalara karşı merakları artmaya başladı. Denemeden once bitkisel boyaya karşı kuşku duyan kadınlar, saçlarını boyadıktan sonra memnuniyet kazanıyorlar. Bilhassa renklerin doğallığı ve saçların kalitesindeki güzellik tüm uygulatanları mutlu edebiliyor. Bitkisel boyalar ve organik koşullarda hazırlanmış boyalar aynı zamanda saçları kuvvetlendiriyor, canlı ve parlak gorünüm kazandırıyor.