Antibiyotik Krizi Geldi Çattı

0

Antibiyotiklere Teslim Olmamak Gerekiyor!

Tıpta 1928 ‘den sonra antibiyotiklerin keşfinden itibaren birçok enfeksiyon hastalığı, antibiyotik kullanımı ve aşılama sayesinde şifa ile sonlandı. Fakat antibiyotik kullanımının gittikçe artması, gereksiz yere antibiyotik kullanılması, tarım ve hayvancılıkta da kullanılarak insan besin zincirine bu yolla da dahil olması, 20. yüzyılda birçok yeni hastalığın ortaya çıkmasına, ayrıca diyabet, hipertansiyon, metabolik sendrom gibi ciddi hastalıkların ve hatta kanserin bütün dünyada hızla ve büyük oranda yayılmasına yol açtı.

Araştırmacılar 2000’lerin başında bir öngörüde bulunmuşlardı. Bu öngörü, 2015 yılından itibaren antibiyotiklerin artık işe yaramayacağı, birçok hastalık etkeni bakterinin antibiyotiklere karşı direnç geliştireceği ve bu sebeple tekrarlayan ve seyri ağırlaşan enfeksiyonlarla karşılaşmanın kaçınılmaz olduğu idi.

Bugün çevremize baktığımızda işte tam da bunu görüyoruz. Artık basit bir nezle ya da grip diye bir şey yok. Çünkü bu tabloya yüksek ateş, bulantı, kusma, öksürük, alerjik şikayetler de eklenip durumun seyrini ağırlaştırabiliyor. Tedavide verilen antibiyotik etkili olmayınca doz ve kullanma süresi arttırılıyor. Eğer bu da çare olmazsa ya antibiyotik değiştiriliyor veya yanına ikinci bir antibiyotik ekleniyor. Enfeksiyon ve eşlik eden şikayetler bir nebze düzelse de bazen bazı şikayetler (örneğin kuru bir öksürüğün aylarca devam etmesi gibi) kronik bir hal alabiliyor. Belki de en kötüsü kişi bu durumla birlikte yaşamaya alışıyor. Yaşamında buna neyin sebep olduğu ile ilgili en küçük bir araştırma , sorgulama ve değişiklik yapma ihtiyacı duymuyor. Kişi şanslıysa bu durumu nadiren yaşıyor, fakat herkes için bu geçerli olmuyor maalesef.

Merkezimize başvuran kişilerden, geçirdiği enfeksiyonlardan dolayı başını yastıktan kaldıramayan, sürekli hasta hissedip işe, okula gidemeyen ve bu süreçte başka ( insülin direnci, fibromiyalji, depresyon, kronik alerji vb.) ciddi problemlerle karşılaşanların çoğunlukta olduğunu görmekteyiz.

Bilim adamları son yıllarda, artık antibiyotiklerin ötesinde birtakım iyileşme araçları konusunda araştırmalar yapıyorlar. Bu öngörünün ileri sürüldüğü 2000’li yıllardan itibaren araştırmacılar, insan vücudunda bağışıklık sisteminin yeni bazı özelliklerini keşfederek bunu kuvvetlendirmenin önemi üzerinde çalıştı.

Artık yeni çağ tıbbı, vücudun iç ortamını ve hücresel düzeyde sağlığı önemseyerek, tekrarlayan enfeksiyonlar, insülin direnci, depresyon, metabolik sendrom, diyabet ve hatta kanser gibi birçok hastalığın iyileştiğini gösterdi. Biz de merkezimizde, bu yönde bir yaklaşımla hücresel düzeyde sağlıklı olma hedefine yönelik uygulamalar ve programlarla hastalıksız bir yaşama doğru rehberlik ediyoruz.

Hastalıkları arkadaş edinmek yerine, hastalıksız bir hayatı amaçlayarak buna yönelik davranmak, elbette acı çekmeden, daha zahmetsiz, daha kolay ve daha mutluluk verici olacaktır.
Sağlığınız daim olsun…
Emine AKIN ÇAKIR, PD
Klinik Biyokimya Uzmanı,
Araştırmacı, Eğitimci, Yazar
www.alkalilifecenter.com
facebook.com/Alkali-Life-Center
twitter.com/CenterLfe
linkedin.com/pub/alkalı-lıfe-center
0216 410 30 80

Share.

About Author

www.endogalindan.com; özgür, takipçi, yenilikçi, organik ruhlu, sağlıklı, orijinal, doğal yaşama tutkun, paylaşımcı, seyahat seven, araştırmacı, meraklı, hümanist, modası kendine özgün ve farklı kimliğiyle sizlere keyifli bir platform sunuyor.

Leave A Reply