Antibiyotikler Gereksiz Kullanılırsa Mikropları Yenecek İlacımız Kalmayacak

0

Yurdun birçok yerini etkisi altına alan pastırma sıcakları geride kaldı. Mevsim normallerine dönen ve soğuyan havaya karşı dikkatli olmak gerek. Isı değişikliklerinden etkilenen bünyemiz en çok bu dönemlerde üst solunum yolları enfeksiyonlarına yakalanıyor. Kışın şikayetlerin arttığı sinüzit, faranjit ve burun kemiği eğriliği gibi sorunlardan hızlıca tetiklenen iltihabi solunum yolları vakaları, doğru biçimde tedavi edilmeli ve gereksiz ilaç kullanımından kaçınmalı. Özellikle “antibiyotik” kullanımı konusu çok hassas. Antibiyotikler, kulak –burun-boğaz ve burun – sinüzit ameliyatları ile ilgili merak ettiğimiz birçok soruyu KBB ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Operatör Doktor Atilla Şengör’e yönelttim ve kendisi ile bilgilendirici bir röportaj yaptık.

Üst solunum yolu enfeksiyonlarının azımsanmayacak bir bölümü virüslerle olur ve bunlarda antibiyotiğin faydası olmaz. Antibiyotik mutlaka doktor tarafından reçete edilmelidir. Antibiyotikler, ancak hastalık etkeninin bakteri olduğu durumlarda kullanılabilir.

 “Bugünden elimizdeki antibiyotikler lüzumsuz kullanılırsa, yarın mikropları yenecek ilacımız kalmayacak. Böylelikle basit görülen enfeksiyonlar hayatı tehdit eder hale gelecekler”

RÖPORTAJIMIZ

Atilla Bey Merhaba,

-         Sizi tanıyabilir miyiz?

Merhaba, İstanbul’da Kulak Burun Boğaz Uzmanıyım, özellikle burun ve sinüs hastalıkları, tükürük bezi hastalıkları ve çocuk kulak burun boğaz hastalıkları konularında çalışmaktayım. Tükürük bezi endoskopisi (Sialendoksopi) konusunda ve ayrıca “Çocuk KBB Hastalıkları üzerine yazmış olduğum kitaplarım var. Türk Tabipler Birliği, Türk Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Vakfı, Avrupa Çocuk KBB Derneği ve Avrupa Rinoloji Topluluğu mesleki üyeliklerimdendir. 15 yaşından beri aktif olarak rüzgar sörfü yaparım, kitap okurum ve deniz kabuğu koleksiyoncusuyum. Evliyim ve iki oğlum var.

atilla sengor 3 Antibiyotikler Gereksiz Kullanılırsa Mikropları Yenecek İlacımız Kalmayacak

-         Neden Kulak Burun Boğaz alanında ilerlemeyi tercih ettiniz?

KBB branşı çok geniş bir branş. Farklı alanlarda pek çok cerrahi uygulama olanağı var. Bunlardan endoskopik müdahaleler ve hassas araçlar gerektirenler benim için daha çekici. Daha çocuk yaşlarımda maket yapmakla başlayan ince çalışmalara ilgi duymuşumdur. Diğer yandan tek başına çalışmaya da uygun bir branş, sorumluluğu tek başına üstlenmek başkalarına bağlı doğabilecek hataları azaltıyor.

-         Şengör KBB adıyla özel bir muayehaneniz var Etiler’de, bunun dışında hasta baktığınız merkezler var mı?

Muayene hastalarımı sadece muayenehanemde görüyorum. Ameliyat gerekli olduğunda özel hastanelere gidiyorum. Anestezi ekibinin güvenilir olması ve benim yapacağım operasyonlara uygun teknolojilerin o hastanede bulunması en başta gelen tercih nedenlerimdir.

-         Özellikle Kulak-Burun-Boğaz (KBB) rahatsızlıkları doktor kapısını en sık çaldığımız konuların başında geliyor diyebiliriz. Her KBB ile ilgili bir şikayette doktora gitmek ve ilaç alımı sizce nasıl sınırlandırılmalı?

Basit nezle hepimizin her sene bir kaç defa yaşadığı bir hastalık. Bu durumda KBB uzmanına gitmeye gerek yok. İstirahat ve klasik bazı tedbirlerle kendiliğinden atlatılabilecek bir hastalık.Ama örneğin kulak tıkanıklığı da basitmiş gibi görülmesine rağmen aslında KBB Uzmanına başvurmayı gerektiren bir belirti. Zira basit kulak kiri de buna neden oluyor, işitme sinirinin felci de. Bunun dışında genellikle uzun süren, düzelmeyen durumlar varsa, kulaktan dolma bilgilerle ya da tavsiyelerle ilaç kullanmak yerine uzmanına görünmekte fayda var. Burun tıkanıklığı, geniz eti, sinüzit ve geniz akıntısı konularında bu gibi durumlarla çok sık karşılaşıyoruz.

-         Kışın artan sinüzit, faranjit, bademcik iltihabı, nezle gibi çeşitli enfeksiyonlar geçiren hastalara hemen antibiyotik yazıldığını görüyoruz. Antibiyotik hangi durumlarda mecburi olarak kullanılabilir?

Saydığınız üst solunum yolu enfeksiyonlarının azımsanmayacak bir bölümü virüslerle olur ve bunlarda antibiyotiğin faydası olmaz. Antibiyotik mutlaka doktor tarafından reçete edilmelidir. Antibiyotikler, ancak hastalık etkeninin bakteri olduğu durumlarda kullanılabilir. Bunun kararını muayenemizde doğrudan gözle görerek, bazen de yardımcı tetkiklere dayanarak biz doktorlar verebiliriz.

-         Gribal, soğuk algınlığı veya nezle gibi durumlarda antibiyotik verilmemeli ancak son elli yıldır antibiyotiklerin reçete edilmesi giderek artıyor? Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Kesinlikle çok sakıncalı bir durum. Antibiyotiklerin gereksiz kullanılması ile vücudu yormaları dışında önemli bir durum daha var. Mikroplar antibiyotiklere giderek daha dirençli hale geliyor; bugünden elimizdeki antibiyotikler lüzumsuz kullanılırsa, yarın mikropları yenecek ilacımız kalmayacak. Böylelikle basit görülen enfeksiyonlar hayatı tehdit eder hale gelecekler.

-         Bilhassa kulak-burun-boğaz hastalıklarında çocuklara verilen antibiyotiklerin bağışıklık sistemini düşürmesi olası mı? Çocuklarda nasıl kullanılmalı?

Antbiyotikler gereksiz kullanılmadıkları koşullarda, enfeksiyonla boğuşan  erişkin ya da çocukları sağlığına kavuşturmak için verilirler. Bağışıklık sistemini güçlendiren ya da zayıflatan başka pek çok durum vardır. Bakteriyel enfeksiyonlarda, komplikasyon olasılığı da varsa, antibiyotik kullanılmaması hastayı daha büyük risklere sokabilir. Gerekli olduğunda etkene yönelik, uygun dozda ve uygun sürede kullanımları çok önemlidir. Tedavinin bitiminde de mutlaka hastanın kontrole gitmesi ve buna göre antibiyotiğin sonlandırılması gereklidir.

-         Antibiyotik konusuna geniş bir yer ayırıyorum belki ama vatandaşlarımızın bu konuda kafasının karışık olduğunu görüyorum. Peki antibiyotik kullanımının vücuttaki yararlı bakterileri öldürdüğü ve vücudun kendi kendini iyileştirme kapasitesini düşürdüğü doğru mu?

Antibiyotikleri vatandaşların kendi başlarına kullanmamaları bu nedenle çok önemlidir. Vücudumuzun çeşitli yerlerinde kendine özgü bir bakteri örtüsü bulunur ve antibiyotik kullanımı buraları az ya da çok mutlaka etkiler.Bu durumda da fırsatçı, örneğin mantar gibi çeşitli enfeksiyonlarla karşılaşılabilir. Bazen hasta ishal de olabilir vs. Bu gibi durumlarda tedavide gerekli düzenleme ve değişiklikler yapılabilir. Ancak öyle durumlar vardır ki eğer antibiyotik tedavisinin esas hedefi, örneğin bir orta kulak iltihabının beyine sıçramasını ya da sinüzitin göz küresine yayılmasını önlemekse, kullanıp kullanmama seçeneği hastaya veya çocuğun ailesine sunulabilir.

-         Yaşam kalitemizi etkileyen burun ve ilişkili olarak nefes alma problemleri hakkında sormak istiyorum. Kişilerin şikayeti üzerine burun eti aldırma ve burun kemiği düzeltme (deviasyon) gibi operasyonlar sık yapılıyor. Ancak sonuç her zaman çok da beklenilen gibi olmuyor. Bu noktada neye dikkat edilmeli, en doğru tespit nasıl yapılır, izlenecek yol nedir?

Aslında burun ameliyatlarının başarısı çok yüksektir. Doğru teşhis ve doğru tekniklerin kullanılması burun ameliyatının başarısında deneyim kadar önemlidir. Örneğin burun etlerini büyüten bir neden varsa, sadece burun etine müdahale yapılması kalıcı bir rahatlama sağlamayacaktır.Çünkü bunlar büyük olasılıkla bir süre sonra tekrar büyüyeceklerdir. Oysa burun etlerinin büyümesine yol açan durum da belirlenerek tedavi edilirse burada tedavi kalıcı çözüm sağlayabilir. Burun tıkanıklığına yol açan burun eti, deviasyon, sinüzit hastalığı ve alerji gibi tüm durumlar arasında bu tip ilişki bulunabilir. Bunlar belirlendikten sonra, doğru teknik ve araçlarla yapılan ameliyatlarla nefes alma problemi çözülebilir.

atilla sengor 2 682x1024 Antibiyotikler Gereksiz Kullanılırsa Mikropları Yenecek İlacımız Kalmayacak

-         “Her kemik eğriliği olan burun ameliyat gerektirmez, en son aşamada yapılmalı” diyorsunuz. Bu açıklamanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Peki hangi durumlarda ameliyat düşünülmeli, hangi durumlarda düşünülmemeli?

Sanıldığının aksine burun eğriliklerinin (deviasyonların) çok az bir bölümü gerçekten burun tıkanıklığına yol açar. Deviasyon ameliyatı önerilmiş hastaların büyük bölümünde, burun tıkanıklığı nedeni olarak ameliyat gerektirmeden de tedavi edilebilecek durumlar görüyoruz. Burun içi örtüsünün çok şiş ve ödemli olduğu dönemde değerlendirilmesi hafif bir eğriliği olduğundan daha fazlaymış gibi gösterebiliyor. Bu nedenle bir burun ameliyatına karar vermeden önce, birkaç kez endoskopik muayene ile burun içerisini değerlendirmek ve hatta çeşitli tedaviler uygulamak gerekli. Ancak bundan sonra da durum değişmiyorsa, hastanın burun tıkanıklığı ve endoskopik görünümleri düzelmiyorsa bir deviasyon ameliyatı gündeme alınabilir.

-         Burun ameliyatı geçiren bazı hastalar koku duygularını büyük oranda kaybettiklerini söylüyorlar. Ameliyat aşamasında koku duygusunun kaybedilmemesi için neye dikkat etmeli?

Burada hastanın değil ameliyatı gerçekleştiren hekimin dikkat etmesi gereken hususlar var. Koku bölgesi burun boşluğunun tavanında yer alıyor, bu bölgedeki koku sinirleri çok hassastır. Deviasyon ameliyatı yaparken bu bölgeden uzak durmaya çalışmak gerekli. Ancak yüksek burun eğriliklerinde kaçınılmaz olarak bu alana yaklaşılabilir, bu koşulda da çok hassas ve ince çalışma yapılırsa çoğu kez koku duyusu etkilenmez. Bundan başka sinüzit hastalığının da koku alma bozukluğu ile birlikte olduğunu vurgulamak gerekli. Koku bölgesini engelleyen polipler veya sinüzit hastalığı zamanla koku kaybına yol açabiliyor. Sinüzit ameliyatı ile bu tip hastaların koku bozukluklarını tedavi edebiliyoruz. Ancak koku bölgesinde, elbette sinüzit hastalarında da hassas çalışmak çok önemli.

-         Burun eğriliğinin sinüs ağrısı ile olan ilişkisi nedir?

Sinüs boşluklarına hava giriş çıkışı çok ince kanallardan olur. Sinüs kanallarına hava ulaşmasını engelleyen burun eğrilikleri, sinüs tipi ağrılara neden olabilir. Hatta sadece deviasyon değil konka şişmeleri (burun eti büyümesi) ve alerjik nezle gibi durumlar da benzer ağrılara yol açabilir. Burun eğriliğine bağlı bir de “rinojenik baş ağrısı” olur. Burada burun içindeki eğrilik yan duvardaki dokuya diken gibi batıyorsa, oradaki temas noktasından da benzer şekilde ağrı yayılabiliyor.

-         Sinüslerimizi doğal yollardan nasıl temizleyebiliriz?

Sinüs boşluklarının içerisi, kendisini temizleyen, hareketli bir halıya benzetilebilecek mukoza örtüsüyle kaplıdır. Siliyer sistem dediğimiz bu temizleme hareketi sinüs içerisindeki salgıları ve maddeleri sinüslerin doğal kanallarına doğru yönlendirir. Buralardan burun boşluğuna, sonra genize gelir ve yutarız. Bu sistem iyi çalışıyorsa ek bir temizleme yapılması gereksizdir. Ancak mukoza örtüsünü endoskopik muayenemizde sağlıksız bulursak, sinüs rahatsızlığından şüphelenirsek, hastaya önereceğimiz çeşitli burun yıkama solüsyonları var. Hastanın bunları kullanması burun mukozasının ve sinüslerin temizliğine yardımcı olabilir.

-         Tuzlu su ile yıkama işleminde nasıl tuz kullanmak gerekir ve hangi oran doğrudur, hangi sıklıkla tuzlu su ile burnu yıkamak gerekir?

Mukoza örtüsünün görünümüne göre en doğru oran belirlenebilir. Hazır bulunabilen karışımlar da var. Kaya tuzu veya deniz tuzu tercih edilebilir. 1 çay kaşığı tuzu bir bardak içme suyuna karıştırmak rahatlatıcı olabilir. Bazen karbonat da ilave edilebilir. Hangi hastalıkla karşı karşıyaysak buna göre ayarlamalar yapılabilir.

atilla sengor 1 Antibiyotikler Gereksiz Kullanılırsa Mikropları Yenecek İlacımız Kalmayacak

-         Burnu açmak için burun spreyi bağımlısı olan kişiler var. Bu sprey bağımlılığının tehlikesi nedir, kurtulmak için neler yapılmalı?

Burun tıkanıklığı olanlar bu tip burun açıcı spreyleri kullandıklarında bırakmak istemezler. Burun etleri büzüştüğünden nefes alabilmenin mutluluğunu sürdürmek isterler. Oysa bu spreyler burun işleyişini bozar, bir süre sonra hasta bunu kullanmadan nefes alamaz hale gelir ve bağımlısı olur.30-35 sene kullanan hastalar var, uzun vadede tansiyon ve kalp sorunları ile burun içinde mukoza örtüsünde delinmeler ve bozulmalara yol açabiliyor.

-         Çocuklarda geniz eti büyümesi durumunda ameliyat şart mı, alternatif tedavi yöntemleri nelerdir?

Çocuklarda geniz etini ciddi nefes alma sorunu, apne veya tedaviyle düzelmeyen kulak problemlerine yol açtığında ameliyat ediyoruz. Ayrıca yüz gelişiminde bozulmaya veya büyüme geriliğine yol açacağını düşünüyorsak da alıyoruz. Bunların dışındaki durumlarda geniz etini küçülmesini sağlayacak bazı tedavi ve tavsiyeler yapılabilir. Diğer yandan hastalıkların önlenmesi ve çocuğun bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi de bu yolda faydalı olabilir. Düzenli endoskopik muayenelerle geniz etini küçülene kadar takip edebiliyoruz.

-         Burun kanamalarının basit bir kılcal damar çatlamasından kaynaklandığını nasıl anlarız? Çünkü bu gibi bazı durumlar beyin kanaması durumunu da düşündürür!

Basit kılcal damarlara bağlı burun kanamaları genellikle burun girişine yakın ön bölümde olur. Zaten buranın kanamalarında burnu işaret ve baş parmağınızla sıkıştırdığınızda kanamanın durmasıyla ön burun kanaması olduğunu anlamış olursunuz. Arkadan olan, şiddetli ve tehlikeli kanamalarda bu olmaz, genizden boğaza akmaya devam eder, panikletir. Ancak hangi durum olursa olsun bunun teşhisini bir KBB Uzmanı yapmalıdır. Endoskopik muayenede burun içerisinde nereden kanama olduğunu görebiliriz ve sistemik diğer olası durumları da sorgulayarak, gerek testler gerekse de konsültasyonlarla tedavi ve tedbirleri belirleyebiliriz.

-         Uykuda tekrarlayan nefes kesilmeleri hali olan uyku apnesi neden meydana gelir, bu hastalığın kalıcı bir çözümü var mı?

Uyku apnesi ya nefes yolarının kapanmasına yol açan durumlarda ya da “nefes alma” reflexinin bozulduğu durumlarda olur. Her iki durum da önemlidir. Endoskopik muayene ile burun, geniz, boğaz, dil kökü ve gırtlak bölgelerini görerek buraları değerlendirebiliriz. Uyku testi ile (polisomnografi) uyku apnesinin şiddetini ve nörolojik kökenli olup olmadığını belirleyebiliriz. Çeşitli branşlarla beraber hastayı ele almak gerekebilir. Günümüzde gelişmiş tedavi yöntemlerimiz ve cihazlar mevcut. Hastanın da tedaviye uyumuyla etkili çözümler olanaklı olabiliyor.

-         Çok sayıda insanın ortak derdi olan sinüzit mevsime bağlı olarak kış aylarında daha çok görülse de kronik bir şekilde bu sıkıntıyı yaşayanlarda mevcut. Bu durumda kış aylarında tetiklenen sinüzit için ameliyat şart mı, kronik hastalar mı operasyon geçirmeli?

Herkes senede bir veya iki kez sinüzit olabilir. Bu durumda üst solunum yolu enfeksiyonlarının sıkça görüldüğü kış aylarında daha fazla görülür. Bu tip sinüzitler çoğu kez ilaçlarla tedavi edilebilir. Kronik sinüzitlerde ise çeşitli anatomik bozukluklar, mukoza hastalıkları ve polipler olabilir. Bunlarda da ilaçlarla tedaviler fayda etmiyorsa, takiplere ve endoskopik bulgulara göre ameliyat kararı verebiliriz.

-         Sinüzit ameliyatının riski var mıdır?

Her ameliyatın belirli riskleri vardır. Sinüzit ameliyatının da kanama dışında, komşu olduğu çeşitli önemli yapılarla ilgili bazı olası riskleri bulunur. Ancak titiz ellerde, endoskopik kameralı görüntü eşliğinde, uygun araç ve tekniklerle yapılan sinüzit ameliyatlarının başarısı oldukça yüksektir.

-         Burun ve sinüzit tedavi yöntemlerinde son yenilikler ve gelişmeler nelerdir?

Sinüs boşluklarının ve sinüs kanallarının fizyolojisi/işleyişi üzerine edinilen bilgiler, sinüzit ameliyatını belirli bölgelere odaklanmasını sağladı. Tüm sinüslerin açıldığı kilit bölgelerin geliştirilen ince araçlarla endoskopik görüş altında açılması, hem etkili bir tedavi yapabilmemizi sağlıyor hem de komplikasyon olasılığını düşürüyor. Burun içerisinde ince kemik yapıları hassas bir şekilde traşlamamıza yarayan “shaver” sistemleri ve yumuşak doku şişmelerini küçültmemize yarayan çeşitli lazerler ile radyofrekans uygulamalarımız var. Yine ileri uygulama gerektiren zor vakalarda kullanılabilecek navigasyon sistemleri artık hastanelerde bulunabilir durumda. Hekimin tercihine göre hangi araçların kullanılacağı vakadan vakaya değişebilir. Ama hepimizin ortak amacı en hakim olduğumuz yöntemle, en etkin, en titiz ve en düşük riskli çalışmayı yaparak hastamızı sağlığına kavuşturmaktır.

-         Son sorumu ise modern tıpın biraz dışında görünen alternatif tıp alanında sormak istiyorum. Hastalıkları düşünsel ve psikolojik boyutta açıklayarak çeşitli duygu durumlarının belirli organları etkilediği ya da hasta ettiği söyleniyor. Siz bu durum ile ilgili ne düşünüyorsunuz sizce boğaz ve baş bölgesi hastalıklarını engellemek için nasıl bir hali içinde olmalıyız?

Almanyada bazı üniversitelerin KBB Bölümlerinde bu konu üzerine departmanlar kurulmuş durumda. Akupunkturdan homeopatik ilaç tedavilerine kadar çeşitli uygulamalar yapılıyor. Ülkemizdeki alternatif tıp uygulamaları genellikle alerjik hastalıklar ile sınırlı. Kulak burun boğaz hastalıklarının bir kısmı vücudun genel direnci, bağışıklığı, hormonal ve sinir sistemleri ile ilişkili. Bu sistemler faydası olabilecek uygulamaların elbette yeri olabilir. Ancak örneğin mekanik engellemelere yol açan anatomik bozukluklarda, hastaların alternatif tıptan fazla bir beklentisi olmamalıdır.

Teşekkürler…

Röportaj: Hülya Çayoğlu Kurtkal

hulyacayoglu@gmail.com

 

Share.

About Author

www.endogalindan.com; özgür, takipçi, yenilikçi, organik ruhlu, sağlıklı, orijinal, doğal yaşama tutkun, paylaşımcı, seyahat seven, araştırmacı, meraklı, hümanist, modası kendine özgün ve farklı kimliğiyle sizlere keyifli bir platform sunuyor.

Leave A Reply