Hayatınızı Sadeleştirmek İçin Ne Yapıyorsunuz

0

Sadeleşmek için hayatı paylaşmaktan bahseden yazımızın devamında bireysel sadeleşme sürecimizi gözden geçirmek için çıkıyoruz bu kez yola.

Bizi biz yapmaktan uzaklaşmış ve iç huzurumuzu bozan ne varsa onlardan arınmakla başlamıştık ilk bölümde. Şimdi sahip olduğumuzu düşündüğümüz ancak aslında esaretinde olduğumuz detaylardan söz etme zamanı.

Öncelikle paylaşmak kavramının son yıllarda gerçekliğini yitirmesi ya da vermek istediği mesajdan uzaklaşmış olmasından bahsetmeliyiz belki de. Ellerimizde birbirinden akıllı telefonlarla dünyayı geziyor, her anı, her görüntüyü kaydediyor ve farklı platformlar üzerinden takipçilerimiz ile paylaşıyoruz. Her birimiz birer fenomen modunda tıklanma rekorları kırmak istiyor, paylaştıklarımıza yapılan yorumları fazlasıyla ciddiye alıyor; hatta kişisel ilişkilerimizi dahi buradaki ifadelerle sınırlandırıyoruz. Peki yaşam sadece kayıt altına alarak birilerine bu kayıtları aktarmakla sınırlı olabilir mi? Aynı masada oturup hiç konuşmayan insanların baktıkları ekranlarda görünen sanal ilişkileri, birbirlerinin yüzünü unutmaya değecek kadar kıymetli mi?

Hayat hissedildikçe, içerisinde var oldukça ve paylaşıldıkça yaşam olur. Bundan gayrısı doğum ile ölüm arasındaki sürecin zamansal bir ifadesidir. Ancak bizim modern çağ diyerek nitelediğimiz ve sadece (suni) paylaşma yöntemi ile kendi egolarımızı tatmin ettiğimiz hadise bizleri yaşayan değil, zaman tünellerindeki akışa kapılmış hayat unsurları yapmaktadır.

Bizler birer yaşam kaynağıyız, varlığımız önce kendimiz, sonra doğa için çok kıymetli; farkında olmadan harcanan zaman ve kayıt tutma heyecanı ile gözden kaçırdığımız güzellikler bir daha aynı hislerle yaşanamayacak. Dijital kaynaklarla kayıt altına alınan zamanlardan geriye kalan anıları anımsamak için fotoğraflara bakmak; yaşamı ne kadar çok ıskaladığımızı gösterir bizlere. Gözlerimizin gördüğü, kulaklarımızın duyduğu, ruhumuza dokunmuş olan anılarla dolu bir yaşamın yerini tutması ne kadar mümkün olabilir?

Büyük evler içerisindeki küçük ailelerin bireyleri, mobilyalar kadar kıymeti olmayan ev sakinleri, arabalarının motor hacmi, saatlerinin markası ve sahip olduklarının gücü ile varlığını kanıtlamaya çalışan; kalabalıklar içerisindeki yalnızlar olarak geçirilecek zamanı olanlara değil elbette ki bizim hayatı paylaşmaya dair sözlerimiz. Fazlalıklarından arınmayı seçmiş, sadeleşmenin ve paylaşmanın özünü hissedebilmiş, var olmanın tınısını duyabilen ve yaşamı gözleriyle ruhuna, anılarına taşıyabilenlerin fark edebilmesi asıl arzumuz.

Yaşamı paylaşabilecek kadar fark edelim kendimizi. Ne kadar kıymetli olduğumuzu anımsayalım sıkça ve sahiplenme arzusundan arınmış birlikteliğin gücüyle paylaşalım hayatı. Paylaştıkça çoğalan ve anlam kazanan yaşamların kesişeceği yollarımız olsun.

İletişim ve NLP Uzmanı

Dilek ŞEN

dlksen@hotmail.com

https://www.facebook.com/dilekdilersen

Yazarın  paylaşmak konulu bu yazısının ilk bölümü için tıklayabilirsiniz.

http://www.endogalindan.com/paylastikca-zenginlesmenin-ilk-kurali-kazanilan-zamandir/

Share.

About Author

www.endogalindan.com; özgür, takipçi, yenilikçi, organik ruhlu, sağlıklı, orijinal, doğal yaşama tutkun, paylaşımcı, seyahat seven, araştırmacı, meraklı, hümanist, modası kendine özgün ve farklı kimliğiyle sizlere keyifli bir platform sunuyor.

Leave A Reply