Kapadokya’da İki Koca Gün

0

İşte Bodrum Editörümüzün Gözünden Kapadokya Gezi Rehberi

Merhaba,

Spontane olmayı oldum olası sevmişimdir, hele bir de işin içinde gezmek varsa daha da bir bayılırım.

Geçenlerde de ani bir şekilde Kayseri’ye gitme durumu çıktı. Ne alaka diyeceksiniz. Sevdiğimiz insanlar oraya taşındı ve karşımıza çıkan bir fırsatı değerlendirmek istedik, yoksa bir daha ne zaman gidebiliriz o taraflara. Gerçi benim 5 yaşımdayken gitmişliğim var ama bu kafamla çok alakasız tabii. Şimdi bambaşka bir ruh hali ve gözle gidecektim çünkü.

Yolculuk eğlenceli geçti. Sürpriz olarak gitmemizden dolayı ses çıkartmadan, paylaşım yapmadan gitmek de çok eğlenceliydi. Konya yolu bir ara bitmeyecek gibi gelmiş olsa da Avanos tarafından geçerken anılarım yavaş yavaş canlanmaya başladı. Zaten gitmeden önce kafamda bir plan yapmıştım ama uyar mıydı bilmiyordum. Neyse ki planlar uydu ve iki gün boyunca Göreme, Ürgüp ve Avanos’u gezme fırsatı bulduk.

kapadokya gezisi 6 Kapadokyada İki Koca Gün

Sırayla anlatacağım.Kayseri ile başlamak istiyorum. Kayseri gerçekten de tertemiz ve oturmuş bir şehir. Tabii bunun yanında sadece pastırması olsaydı bile yeterdi bana. Havası mis gibiydi, orada da kömürün yasak olması büyük etken, Erciyes Dağı ise bir diğer etken. Her neyse lafı uzatmayayım. Pastırmamızı,sucuğumuzu ve baharatlarımızı aldık da geldik.

İnanın bana gerçekten de inanılmaz bir fark var. Ayrıca “Kasapa” diye bir yerde yemek yedik, etleri inanılmaz taze ve lezzetli, fiyatları ise çok uygun. Bizim buralarda 4 kalem pirzolaya verdiğimiz paraya size iki katını getiriyorlar ve resmen ete doyuyorsunuz.

Kayseri’den çıkıp gezimize dönelim.

İlk gün biraz karışık gezdik. Öncelikle Ürgüp tarafına gidip Aynalı Kilise’ye girdik. Bizi neyin beklediğini bilmiyorduk. Giriş ücretliydi 5 TL karşılığında bize birer el feneri verdiler. İçerisi karanlıktı ve neyle karşılaşacağımızı bilmiyorduk.

Daha da içeri girdiğimizde üst kata çıkan dar bir merdiven gördük,oradan çıkıp başka bir odaya geldik, gayet aydınlıktı. Bir tünel daha görünce devam edelim dedik. O daracık yerden geçerken ilk şoku fenerle önden koşarak gözden kaybolan kocam yaşattı. Daracık karanlık tünelde kaldım bir başıma. Neyse ki seslenir seslenmez geldi ancak çıktığımız odanın zifiri karanlık ve kapalı olduğunu görünce biraz kötü olmadım değil. Yani tavsiyem klostrofobiniz varsa, panik atağınız, kalbiniz veya tansiyonunuz varsa, dışarıdan izleyin derim. Ama neyse ki sağ salim çıktık ve yola devam ettik.

Açıkhava müzesinin olduğu yere vardık; ancak girişin 25 TL olduğu ve çok kalabalık olduğunu görünce girmedik. Öncelikle Müzekartı şart. Maximum kartınız varsa daha da iyi; lakin müzeyi başka zamana bırakalım dedik. Havanın sıcaklığı ve girişteki kuyruk bizi başka yerleri gezmeye itti. İyi ki de öyle olmuş!

Göreme tarafına, ardından da Uçhisar’a otellerin olduğu bölgeye devam ettik. Tarihi yerleri inanılmaz güzeldi. Efes gibi bir antik kent zaten söz konusu değil. Bambaşka bir mimari var burada. O yeraltı evleri, yerleşim, mimari inanılmazdı. Herkesin mutlaka görmesi gereken bir yer. Fotoğraf çekmek için de mükemmel bir kaynak.Tabii biz buraları gezerken hava kararmaya başladığı için bazı yerler ertesi güne kaldı.

kapadokya gezisi 1 Kapadokyada İki Koca Gün kapadokya gezisi 5 Kapadokyada İki Koca Günkapadokya gezisi 7 1024x682 Kapadokyada İki Koca Günkapadokya gezisi 11 Kapadokyada İki Koca Gün

Bir sonraki gün Özkonak Yeraltı Müzesi ile başlamaya karar verdik.

Kilise olayından ders almayan ve gaza gelen ben, bir hışımla daldım içeri. Elimde fotoğraf makinesi çekim yapıyorum. Çok ilginç bir yeraltı şehri. Normalde 19 katmış ama ziyaretçilere 3 katını açmışlar. Tabii zaman içinde çevrede yapılan binalar ve şartlar bazı yerlerin çökmesine sebep olduğu için sadece bu 3 kat açıkmış.

kapadokya gezisi 2 Kapadokyada İki Koca Gün

Kiliseye göre alan daha geniş ve içeride aydınlatması var. Ayrıca geri dönüş de kolay. Yalnız içeride arka akaya gelen iki dar tünelden geçtiğinizde yine karanlık odaya çıkıyorsunuz haberiniz olsun. Benim gibi bir heves içeri dalıp şok olmayın diye diyorum.

Burayı gezdikten sonra yanındaki bir çay bahçesinde oturduk. Nereye gidelim diye tartışırken yerli bir amca bize sağ olsun kağıda kroki çizerek yerleri yazdı. Karman çorman gezip zaman kaybetmememiz adına güzel bir rota belirledi.

Dediği gibi yapıp Avanos’a geçtik. Avanos’ta herkesin tanıdığı meşhur bir çömlekçi vardır adı “Galip Usta” , özelliği turistlerin saçlarından bir tutam kesip bir odada sergiliyor olması.  26 sene önce benim saçım da orada yer almıştı, şimdi o odaya girdiğimde biraz ürkmedim değil. Fotoğraf çekmek yasaktı, içerisi çok acayipti.  Anlattım benim de saçımın olduğunu dediler “Eğer saçını bulursan hediye var”. Tabii imkansız. Güldük eğlendik, aynı yerde 26 sene sonra yeniden poz verdim. Çok güzeldi. Tabii ganimet de topladım.

kapadokya gezisi 3 Kapadokyada İki Koca Gün

 Kapadokyada İki Koca Gün

Avanos’un çarşısına bayıldım, gerçekten de çok güzel yapmışlar. Yerleş deseler yerleşirim, öyle sevdim. Ayrıca hediyelik eşya alacaksanız fiyatlar da inanılmaz uygun. Gezimize Zelve ile devam edelim dedik, Zelve’den hemen önce gelen Paşabağları’na girdik ve sonunda peri bacalarına ulaştık.

kapadokya gezisi 9 1024x682 Kapadokyada İki Koca Gün

Volkanik bir patlama sonucu oluşmuş olan peri bacalarına hayranlıkla baktım.

kapadokya gezisi 4 Kapadokyada İki Koca Gün

Bol bol fotoğraf çekip bir de minyatür peri bacası aldım. Turist olduğumu belli etmek için de tişört aldım. Tamam itiraf ediyorum, hava çok sıcaktı ondan aldım ama gerçekten de bayıldım. Yıkadım evde onunla gezeceğim.

kapadokya gezisi 8 1024x682 Kapadokyada İki Koca Gün

Gezimizde üzüldüğüm tek nokta bağ bozumu döneminde şarapevi gezememiş olmamızdır. Tadım yapıp güzel bir şarap almak istiyordum ama kısmet olmadı.

Neyse ona artık özel olarak gideriz. Zaten hiçbir yerde balon da göremedik. Sanırım gün doğumunda havalanıyorlar, bilemiyorum. Görmeyi çok isterdim.

kapadokya gezisi 10 Kapadokyada İki Koca Gün

Bir de Asmalı Konak ’ın çekildiği yeri halen merak ediyorum. Bakın daha neler birikmiş, yeniden gitmek farz oldu! Aslında Derinkuyu yeraltı şehri de varmış, ancak oraya girerseniz geri dönemezsiniz, çıkışa kadar gitmek zorundasınız dedikleri için vazgeçtik. Zaten yerli amcanın dediğine göre Özkonak’ taki en büyük yeraltı şehri olarak geçiyormuş. Bu bilgi bana yetti. Klostrofobimi zorlamaya gerek yok sonuçta.

Uzun lafın kısası, ölmeden önce gidilmesi gereken yerlerden bir tanesi muhakkak Kapadokya’dır. Bu bahsettiğim yerler esas yerlerdi. Gidecekseniz mutlaka bir kaç gününüzü ayırmanız gerekiyor. Oteller ateş pahası maalesef. Belki tur ayarlanabilir, ya da Kayseri veya Nevşehir’de kalabilirsiniz ama ne yapın edin, gitmediyseniz mutlaka gidin!

Ve gittiğinizde mutlaka testi kebabı yiyin.

Başka maceralar için takipte kalın!

Bodrum Editörü

Melis Büyükplevne

Share.

About Author

www.endogalindan.com; özgür, takipçi, yenilikçi, organik ruhlu, sağlıklı, orijinal, doğal yaşama tutkun, paylaşımcı, seyahat seven, araştırmacı, meraklı, hümanist, modası kendine özgün ve farklı kimliğiyle sizlere keyifli bir platform sunuyor.

Leave A Reply