Lohusayken Tek Şeye İhtiyaç Duyuyor Anne: Ağlamayan Bir Bebek

0

“Lohusayken Tek Şeye İhtiyaç Duyuyor Anne: Ağlamayan Bir Bebek ”

Merhaba,

Kaç anne vardır ki lohusalık dönemini hayatlarının en mutlu, huzurlu zamanları olduğunu söyleyebilsin? Bu yazımda, herkesin hikayesi kendine has olmakla beraber lohusalığın ortak zorluklarından bahsetmek istiyorum.

Daha dün bebeğinin yaşama gelmesini ellerin karnında huzur içinde düşlerken, bugün aylardır beklediğin buluşma gerçekleştiğinde tek hissettiğin şükür oluyor! “Şükürler olsun sağlıkla dünyamıza geldi!” Daha ötesini düşünemiyorsun; öyle mutlu ve huzur dolusun ki, gelecek günlerdeki fiziksel ve ruhsal olacaklardan bihaber minik mucize’ne bakıyorsun!

lohusalik donemi 1 300x225 Lohusayken Tek Şeye İhtiyaç Duyuyor Anne: Ağlamayan Bir Bebek

Ancak artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. On dakikada bir emmek isteyen, ne istediğini anlayamadığın, ne istediğini anlatamayan, altını değiştirmekte zorlandığın, üzerini değiştirirken incitmekten çok korktuğun bebeğinle geçecek ilk 6 haftaya, yani lohusalığa hoş geldin!

“Lohusayken Bebeğine Zarar Vermekten Korkarsın!”

Lohusayken endişeler eşlik eder anneciğe. Bebeğe zarar vermekten korkarken onu beslemek en önemli konudur. Bir başka yazımın konusu ama yeri gelmişken belirtmek isterim ki; emzirme sorunsalı sanırım her lohusanın başlıca kabusu! Miniciğinin karnını doyurmak isterken becerememe hissiyatı; bazı annelerin sütünün azalmasına, emzirmekten soğumasına, zaten altüst olan ruhsal dengelerin iyice bozulmasına sebep oluyor.

“Uykusuzluk Lohusanın Kaderi”

Ah bu hormonlar! Her şeyi nasıl da farklı görmemize sebep oluyor. En sevdiklerinin sözleri bile bıçak gibi delip geçiyor, yüreğine saplanıyor. Uykusuzluk ise lohusanın kaderi! Yazının başında bahsettiğim “hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” kısmının şahsen bendeki en büyük yansıması uykusuzluk oldu.

Yemek yiyemiyor, uyuyamıyor ve hatta sağlıklı düşünemiyor insan. Lohusayken tek şeye ihtiyaç duyuyor anne: ağlamayan bir bebek. En son ihtiyaç duyulan şey ise sürekli ne yapman gerektiğini söyleyen insanlar.

“Emiyor mu?” , “Bu acıkmış!” , “Annesi emzir!” , “Uykusu gelmiş!” , “Annesi uyut!” , “Sırtına öyle vurma, gazı çıkmaz! Ver bana çocuğu!”

Her annenin defalarca duyduğu cümleler! Sadece aile büyüklerinden de değil; restoranda yan masadaki teyzenin, avm içindeki alt değiştirme alanında karşılaştığın hanım ablanın da mutlaka bebeğin hakkında söyleyecek bir sözü, sana verecek bir öğüdü oluyor. Oysa ki hangi anne, bebeğinin en temel ihtiyaçlarını anlamaz ve hatta karşılamaz ki? “Daha yeni emzirdim, yeni uyandı, gazı yeni çıktı” demeye kalmadan “sen yenisin, anlamazsın!” muamelesi görmek lohusa annenin hormonlarını tetikliyor, anneciğin yüreğine “ben bu işi beceremiyorum galiba” cümlesi oturuyor!

“Zar Zor Çıkardığı Gazdan Bile Ürküp Ağlayan Bir Varlık”

“Bunlar en kolay zamanları” , “Sen daha dur, bu günler ne ki?” tadındaki yorumlar ise ruhsal ve fiziksel zorlanan yeni annenin gerçekten EN SON duymak isteyeceği cümleler! Var olduğundan beri beslenmek, uyumak ve büyümek için hiçbir çaba sarf etmeyen bir bebek, tramvatik bir süreçten geçerek dünyaya merhaba diyor! Ana rahminin o güvenli ve sıcak ortamından çıkarak en temel ihtiyaçlarının karşılanması için tanımadığı bir sürü canlının arasına katılıyor. Bebecik için durum çok vahim. (Zar zor çıkardığı gazdan bile ürküp ağlayabilen minik bir varlıktan bahsediyoruz.) Öte yandan tazecik anne morarırcasına ağlayan bir bebeğin tam olarak ne söylediğini anlayamıyor. Çaresizce ne yapması gerektiğine karar vermeye çalışıyor. Gaz sancısı çeken bir bebeğe aç diye meme dayamak gibi sonuçtan çok uzak girişimlerde bulunuyor. Annenin doğum sonrası fiziksel sıkıntılar devam ederken eş zamanlı olarak yeni doğan insana yetememek hissi lohusanın kaderi midir?

İşte bu sebepten dolayı anneliğin, ilk 40 günden daha zor bir dönemi olabileceğine inanmıyorum.

Söz konusu minik bir bebekse; herkesin bir fikri, önerisi, söyleyecek sözü oluyor. Mutlaka çoğu işe yarar nitelikteki bilgilerin ve iyi niyetle söylenen bu sözlerin lohusa müessesesindeki yansıması ise “ben ne yapacağım?”, “ben nasıl baş edeceğim?” , “ben nasıl bir anneyim?” oluyor.

İzin Verin! Önce Anne ve Bebek Birbirini Tanısın

Yeni doğan insanla yeni bir hayata başlarken ihtiyaç duyulan en son şey kuru kalabalık! Evin içinde sadece yorum yapan, anneye ne yapması gerektiğini söyleyen, annenin ve bebeğin yeni hayatlarına alışmasına pek de müsaade etmeyenlere sözüm: lütfen izin verin! Önce anne ve bebek birbirini tanısın; fiziksel ve ruhsal bambaşka bir boyutta olan iki şaşkın canlı, öncelikle sakinleşsin ve hayatlarının en özel anlarında baş başa kalabilsin. Birbirlerinin ihtiyaçlarını yavaşça öğrensin. Her kafadan bir ses çıktığında, anne ve bebek daha da şaşkın hale geliyor, panikliyor ve ne yapması gerektiğini bilemiyor.

Sevgili lohusa anneler: bebeğinizle beraber ağladığınız günler gitgide azalacak. Minik bebeğinizle eninde sonunda aynı dili konuşmayı becerebileceksiniz. Sevgili lohusa yakınları: annemize yapabileceğiniz en büyük iyilik ev işlerine yardımcı olmak, annenin yemek yemesini ve bol bol su içmesini sağlamak. Sadece bebekle ilgili soru geldikçe yanıt verirseniz hormonları tavan yapmış annecikle daha az çatışır ve sonu pişmanlıkla biten diyaloglardan uzak durmuş olursunuz.

Sevgiyle kalın!

Anne Bebek Editörü Cansu Dirim Şahin

 

Share.

About Author

www.endogalindan.com; özgür, takipçi, yenilikçi, organik ruhlu, sağlıklı, orijinal, doğal yaşama tutkun, paylaşımcı, seyahat seven, araştırmacı, meraklı, hümanist, modası kendine özgün ve farklı kimliğiyle sizlere keyifli bir platform sunuyor.

Leave A Reply