RÖPORTAJ: “Bir aşk hikayesi yazarsam bile güvenmeyin bana, mutlaka biri ya ölür ya da kaybolur”

0

RÖPORTAJ: “Bir aşk hikayesi yazarsam bile güvenmeyin bana, mutlaka biri ya ölür ya da kaybolur”

Melis Büyükplevne; enerjikliği, özgün havası, mistik tarafı, her zaman ve her durumda gülümsemeyi eksik etmeyen, coşkulu genç bir yazar. Henüz yolunda başında olmasına rağmen hayata bakış açısı ve güçlü kalemi ile farkını ortaya koyuyor. İlk kitabı “Hayal-i Rüya” ile roman dünyasının içine iddialı bir giriş yapan Melis Büyükplevne, bu macerasını şimdilerde yazdığı “Kanlı Yalı” isimli yeni kitabına hazırlanarak geçiriyor.

Melis denilince ya da Melis’i gördüğümde aklıma “kırmızı” geliyor. Çünkü o kırmızıyı çok seviyor. O kesinlikle kırmızıların kadını… Yazdığı eserlere mutlaka aşk ve tutku öğelerini kattığını ve bunu da gerilim ile yoğurmayı sevdiğini söylüyor. Akıcı ve heyecanlı dili ile Melis Büyükplevne, edebiyat dünyasında adından sıkça bahsettireceğe benziyor.

Ben de bu yeteneği sizlerle paylaşmak istedim ve üniversite arkadaşım Melis ile hayatı ve yeni kitabı üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdim.

melis buyukplevne 1 300x200 RÖPORTAJ: “Bir aşk hikayesi yazarsam bile güvenmeyin bana, mutlaka biri ya ölür ya da kaybolur”melis buyukplevne 3 300x200 RÖPORTAJ: “Bir aşk hikayesi yazarsam bile güvenmeyin bana, mutlaka biri ya ölür ya da kaybolur”melis buyukplevne 2 300x200 RÖPORTAJ: “Bir aşk hikayesi yazarsam bile güvenmeyin bana, mutlaka biri ya ölür ya da kaybolur”melis buyukplevne 5 300x200 RÖPORTAJ: “Bir aşk hikayesi yazarsam bile güvenmeyin bana, mutlaka biri ya ölür ya da kaybolur”

İŞTE RÖPORTAJIMIZ…

Merhaba Melis,

- Senin gibi hem genç bir yazarla hem de uzun zamandır görüşemediğim arkadaşım ile sohbete başlayacak olmak gerçekten çok keyif verici…

Benim için de öyle. Okul günlerimizi hatırlıyorum da..Şimdi sen gazeteci ben yazar, farklı kimliklerle yeniden beraberiz. Çok heyecanlı.

- Önce okurlarımız için seni tanıyalım. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden aynı yıl 2006’da mezun olduk. Radyo Televizyon bölümü mezunu olarak sen, o yıllarda kısa filmler çeker, biz de beğenerek izlerdik, değil mi?

Evet, ne günlerdi. Ben zaten her zaman yazmaya ve oyunculuğa meraklıydım. Oyunculuk eğitimi de almıştım. O dönem yazmış olduğum bir kısa film sınıfta oy çokluğuyla seçilmişti. Çekimleri çok keyifli geçmişti. Hem yazıp, hem de oynamıştım. Beğendiysen ne mutlu bana.

- Şukufe rolün mü vardı, hayal meyal hatırlıyorum sanki? Neydi o olayın, horoz falan?

Yaşa, valla hatırladın. Nasreddin Hoca’nın kazan hikayesini değiştirmiştik. Kazan yerine çalar saat görevi görsün diye horoz istiyordum komşudan. Köylü kadını Şukufe modernleşiyordu bir de! Cosmopolitan okuyan bir kocası vardı. Hey gidi günler. (kahkahalar…)

 - Ama her zaman karakteristik yüz hatların ve rollerin ile farkını ortaya koyuyordun!

Utandırdın beni. Her zaman söylerim oyunculukta en önemli şey mimiktir. Eğer yüz ifaden yoksa hiçbir karakteri inandıramazsın. Duyguları karşı tarafa geçirmen lazım. Maalesef günümüzde yüz ifadesi hiçbir rolde değişmeyen “oyuncular” türemeye başladı. Ben bir de farklı olmayı seviyorum. Klişeleri korku filmlerinde severim.

 - Sonra mezun olduk ve biraz koptuk diyelim. Neler yaptın mezuniyet sonrası, filmlerin devamı geldi mi?

Film pek yapmadım aslında kitap çıkarttım ama geçen sene eşim beni kandırdı. Haydi film çekelim dedi ve ben de gaza geldim ve internette yüklemiş olduğum absürt Yeşilçam filmimiz “Kötü yolun gülü” ortaya çıktı.

Ancak youtube gibi sayfalarda çok fazla küfürlü yorum yapıldığı için şuanda sadece Facebook sayfamda. Çok beğenildi ama 3-4 bölüm çektik, hala devam diyorlar..

 - Evet sonra senin masal gibi bir aşkla evlendiğini duyduk. Mutluluklar diliyorum. Bodrum yolculuğunuz başladı o dönem? Sanki İstanbul’a küsmüş ayrıldın bu şehirden…

Melis 300x200 RÖPORTAJ: “Bir aşk hikayesi yazarsam bile güvenmeyin bana, mutlaka biri ya ölür ya da kaybolur”

Evet, gerçekten de küsmüştüm. Hem trafik, hem kaos, kalabalık derken zaten artık aşka da inancım kalmamıştı. Bodrum ihtimali vardı “hemen yerleşelim.” dedim ve annemle Bodrum’a yerleştik. İyi ki de yerleşmişim. Yoksa eşimle nerede tanışacaktım? Gerçekten de masal gibiydi. O kadar çabuk gelişti ki her şey ama başından biliyordum onun doğru kişi olduğunu. Hissetmiştim.

 - Bodrum Gümüşlük’te şirin mi şirin bir cafe açtınız eşinle işletmeye başladın? Nasıl gitti bu iş, hala devam ediyor mu?

Aslında annemle işletmiştik, çok da keyifliydi ama maalesef annemi kaybettikten sonra kapattık. Bir daha da açmak istemedim. Eşim açalım dedi ama bana çok zor geldi.

 - Kafe işinden sanırım gönlünde yatan aslan yazarlığa başladın. İten neydi seni yazmaya?

Kafe kapandıktan sonra ne yapsam diye çok düşündüm. Evlendikten sonra da eşim beni biraz motive etti diyebilirim. Zaten yayınevim onay vermişti ama araya ölüm girince kaçmıştım. O motive sayesinde esas içimden gelen işi yaptım ve ilk kitabımı çıkarttım.

 - Peki akan bir konuyu yazmak, yani roman, hikaye v.s yazmak nasıl bir duygu sence?

Çok farklı bir dünya. Zaten yazarken dünyadan kopuyorum. Bana acayip bir mutluluk veriyor, tabii kimse işime karışıp kalabalık yapmadığı sürece!Çünkü o an her zaman gelmez. İlhamı bulduğunda durmayacaksın!

 - Ve ilk kitabın Gelibolu’da geçen gizemli bir hikayeyi anlatan “Hayal-i Rüya” çıktı. Kitabından ve yazarlığa olan bu ilk adımın somut örneğinden bahseder misin bizlere?

Aslında ben Gelibolu ile ilgili bir belgesel senaryosu yazıyordum, başka bir kitabımı götürmüştüm yayınevine. Bu senaryo da öylesine yanımdaydı. Yayınevi sahibi diğerini de beğendi ama senaryoyu kitaplaştırmam gerektiğini, hikayenin çok iyi olduğunu söyledi. Aslında farklı bir şeyler yaptığımın ben bile farkında değildim. Baba tarafından Gelibolu’ lu olduğum için herkesin yazdığı şeyleri yazmadım. Farklı şeylerden bahsedip bir de içine gizemli bir aşk sığdırdım. İnsanları çeken de bu oldu sanırım. Bir de akıcı olması. Şuan kitap ikinci baskıya doğru gidiyor.

 - İmza günlerin oldu mu, oluyor mu?

melis buyukplevne kitaplar arasinda 300x300 RÖPORTAJ: “Bir aşk hikayesi yazarsam bile güvenmeyin bana, mutlaka biri ya ölür ya da kaybolur”

Oldu, oluyor. Geçen sene Gelibolu’da Sardalya Festivali’nde bir imza günü yapmıştık o çok güzel geçti. Bu sene de Çanakkale Zaferi’nin 100. Yılında Bodrum’da bir imza günü oldu, o da yoğun geçenlerden biriydi. Aslında bu imza günü Çanakkale’de olacaktı ama aksilik çıktı. Ara ara imza günlerim de oluyor. Hatta geçen sene bizim okulda da bir imza günü düzenledik.

 - Şimdiler de ise yepyeni bir maceraya odaklanmış durumdasın. İkinci kitabın da geldiğini duydum. Biraz gerilimliymiş sanırım. Yalı’da geçiyormuş, cinayet de varmış… hımm tüylerim ürperdi bile şimdiden…

 Zaten benim özümde gerilim var. Bir aşk hikayesi yazarsam bile güvenmeyin bana, mutlaka biri ya ölür ya da kaybolur. Bu kitapla özüme dönüyorum diyebilirim. Uzun zamandır aklımda olan bir hikayeydi zaten. Yalı ve cinayet deyince kimse katilin uşak çıkacağını beklemesin. Çok şaşırtacağım çok! Kanlı Yalı pek yakında!

 - Peki Melis, kaleminin tarzını nasıl tanımlıyorsun, yazarlıkta hedeflerin neler?

Ben akıcı yazmayı seviyorum. Öyle aşırı detaylarla okurumu sıkmak istemem. Yazarken de sıkılırım zaten. Genelde yarın devam ederim diyemiyor insanlar, merak ediyorlar ne olacak diye. İşte ben buyum. Hedefim de bu alanda başarıya ulaşmak. İnsanlara çok satanlar dışında kitapların da olduğunu göstermek…

melis imza gunu 2 300x200 RÖPORTAJ: “Bir aşk hikayesi yazarsam bile güvenmeyin bana, mutlaka biri ya ölür ya da kaybolur”

 - İleriki projelerin ve yapmak istediklerin?

Yine polisiye ve gerilim romanları projelerim var. Onun dışında kısmetse Gelibolu ile ilgili büyük bir projenin senaryosunu yazacağım. Bir de tiyatro eğitmenliği teklifi geldi. Bu sene yoğun ve güzel geçecek inşallah.

 - Yazı yazmak isteyenlere önerilerin ne olacak kendince?

Mutlaka karışmak isteyenler çıkıyor. Aldırmamalı. Herkesin kendine özgü bir tarzı var. Kendilerini rahat hissedecekleri bir ortam önemli. Ayrıca “kitabım nasıl olmuş” diye merak edip okutmak isteyeceklerdir. Bu aşamada her şeye güzel diyenlere de güvenmek yanlış, her şeyi eleştirenlere de. Zaten inanın bana yazdığınız kitap bitse de sizin gözünüzde asla tam bitmiş olmuyor!

 - Yeni kazanacağın okurlar için sosyal medya adreslerini paylaşmak ister misin?

Elbette, aktif olan iki hesabım var.

https://www.facebook.com/melisbuyukplevne

https://twitter.com/HayaliRuya

 

Melisçiğim teşekkürler…başarılarının devamını diliyorum. Kitaplarını merakla okuyacağım. Sevgiler ve bol şanslar…

Röportaj: Hülya Çayoğlu Kurtkal

Share.

About Author

www.endogalindan.com; özgür, takipçi, yenilikçi, organik ruhlu, sağlıklı, orijinal, doğal yaşama tutkun, paylaşımcı, seyahat seven, araştırmacı, meraklı, hümanist, modası kendine özgün ve farklı kimliğiyle sizlere keyifli bir platform sunuyor.

Leave A Reply