Röportaj: Sevgilinizin Adı “Para” Olsaydı, O’na Nasıl Davranırdınız

0

Çevrenizle olan ilişki biçimlerinizin ve davranış tutumlarınızın bereket alanınızı etkilediğinin farkında mısınız? “Para akışınızın nasıl olduğu ile ilgili ilişkilerinize bakın” diyen ve paraya hitaben mektup yazan Yaşam ve Para Koçu Pelin Narin Tekinsoy,  “Tamamen Duygusal” isimli kitabında da bu meseleyi enine boyuna ele alıyor. Bu kitap, bu yönüyle Türkiye’de tek ve ilk olma özelliğini taşıyor.

Sevgilinizin adı “Para” olsaydı, ona nasıl davranırdınız? Para adında birinin size nasıl davranmasını isterdiniz? O bir insan olsaydı, sizinle kalması için ona nasıl davranırdınız? Her ne kadar anlatması basit olsa da çalışmaya başladıktan sonra kişilerin paraya insanmış gibi davranmaları şaşkınlıklara sebep olur.

Para Koçluğu hizmeti, kişilerin para harcarken hangi duygu ile hareket ettiğini fark ettirir. Bununla birlikte paranın hayatımızda neyi temsil ettiğini yani neyin yerine koyarak kendimizi ifade ettiğimizi bize buldurur. Ve bu durumdan özgür kalmamızı sağlar. Kişi özgür kaldığı ve paranın esaretinden kurtulduğu sürece istediklerini yapmaya ulaşır.

Para ile olan ilişkinize bambaşka bir açıdan bakmanızı sağlayacak bir röportaj gerçekleştirdik Pelin Narin Tekinsoy ile.

Sizi bu röportajımızı okumaya davet ediyoruz. Bereket olsun efendim.

İŞTE RÖPORTAJIMIZ…

-          Pelin Hanım merhaba, sizinle doğal ürünler fuarında tanışmış, aramızda keyifli bir iletişim doğmuştu. O an sizinle röportaj yapmaya dair kuvvetli bir his uyandı diyebilirim. Bu zamana kısmetmiş.

               Sizi tanıyabilir miyiz?

İlişki ve Para Koçu Pelin Narin 13 576x1024 Röportaj: Sevgilinizin Adı “Para” Olsaydı, Ona Nasıl Davranırdınız

Memnuniyetle. 2008 den beri Yaşam Koçluğu yapıyorum. Koçluğun çalışma alanlarının, bireyin kendi gelişiminde ihtiyaç duyduğu alanlardan çıktığı ifade edilmektedir. Bu çıkış sebebi ile her insan, doğası gereği, gencinden yaşlısına bir diğeri ile ilişki kurmakta ve para kullanmaktadır. Kariyer yolculuğuma da bu kriterleri göz önünde bulundurarak yola çıktım. Genel olarak Yaşam Koçluğu başlığı altında çalışıyor olsam da, benim çalışma alanlarım spesifik olarak ilişkiler ve para koçluğudur.

-          İnsanlarla etkileşime geçtiğiniz, onlara koçluk yaptığınız alanlar daha çok hangileri?

İnsanlar genel olarak kendi ihtiyaçları doğrultusunda gelirler. Genel olarak biraz önce de belirttiğim gibi ilişkiler ve para alanlarında çalışırız. Fakat ihtiyaçlar, kariyer gelişimi veya başka bir konuda olabilir. Bazen de geldiği ihtiyacının tam tersi farklı bir çalışma da olabilir. Yani kişi kariyer de ilerlemek istiyordur fakat ilişki kuramıyordur. O zaman ilişkiler çalışılarak devam edilir. Kısacası her zaman kişinin ilerlemek isteği yol ile ihtiyacı aynı olmayabilir.

-          Para koçluğu gibi ilgi çekici bir konuda hizmet veriyorsunuz. Para koçu nasıl çalışır, danışanlarına nasıl yol gösterir, kısacası para koçu kime denir, neler yapar?

Para Koçu kişinin, duygusal ihtiyaçlarını para ile nasıl giderdiği ile çalışır. Zaten kitabımızın “Para Koçluğu Tamamen Duygusal” başlığından da belli olduğu gibi kişiler para harcarken tamamen duyguları ile hareket ederler. Fakat bizler alışkanlıklarımızı kanıksayan varlıklar olduğumuz için hangi duygu ile hareket ettiğimizin farkında olmadan davranış sergileriz. İşte tam da bu anda Para Koçluğu hizmeti, kişilerin para harcarken hangi duygu ile hareket ettiğini fark ettirir. Bununla birlikte paranın hayatımızda neyi temsil ettiğini yani neyin yerine koyarak kendimizi ifade ettiğimizi bize buldurur. Ve bu durumdan özgür kalmamızı sağlar. Kişi özgür kaldığı ve paranın esaretinden kurtulduğu sürece istediklerini yapmaya ulaşır. Para hayatımızda amaç olmaktan çok araç olması gereken kısımda bize hizmet etmeye başlar. Daha kaliteli ve tatminkar hayatlar yaşamaya başlarız.

Kısacası Para Koçu, kişinin duyguları ile çalışır. Aynı zamanda yıllık kişisel bütçe hedeflerini gerçekleştirmesi için yeni farkındalıklar yaşamasını ve yeni yollar bulmasını sağlar. Hayatımızdaki Para Koçlarımızın farkına varmamızı sağlar.

-          Bir sözünüzü hatırlıyorum. “Para akışınızın nasıl olduğu ile ilgili ilişkilerinize bakın” şeklinde düşündüren bir cümleniz var. Bu cümle ile ne demek istiyorsunuz?

Para akışı ilk önce kişinin kendisi ile olan ilişkisinden başlar. Sonra etrafı ile olan ilişkisinden geçerek devam eder. Bizler paranın nedense havadan geldiği sanrısına kapılırız. Aslında para ilişkiler yolu ile bizi bulur. Bu basit mantıkla anlatılacak olursa; kişi ilk önce tarafsızca kendisi ile olan ilişkisini sonra da başkaları ile olan ilişkisini gözden geçirdiğinde, bunu kolaylıkla gözlemleyecektir. Ya da daha anlaşılır bir şekilde ifade edecek olursam; Sevgilinizin adı “Para” olsaydı, ona nasıl davranırdınız? Para adında birinin size nasıl davranmasını isterdiniz? O bir insan olsaydı, sizinle kalması için ona nasıl davranırdınız? Her ne kadar anlatması basit olsa da çalışmaya başladıktan sonra kişilerin paraya insanmış gibi davranmaları şaşkınlıklara sebep olur.

İlişki ve Para Koçu Pelin Narin 9 1024x576 Röportaj: Sevgilinizin Adı “Para” Olsaydı, Ona Nasıl Davranırdınız

-          İlişkiler düzelince parayı kendimize çekiyoruz diyebilir miyiz? 

İlişkilerin düzelmesi yerine (çünkü yamuk olan ya da yanlış olanı düzeltirsiniz) değiştirmek daha kolay bir manevradır. Her ikisinde de enerji harcarsınız. Fakat birinde (düzeltmede) olanı yeniden yapılandırırken, diğerinde (değiştirmede) bir şeyin formunu değiştirir, yeniden başlarsınız. Bu sebeple farkına vararak değiştirdiğimiz her şey kendini gösterecektir. Belki sizdeki işleyişi diğer kişilere göre zaman alabilir. Fakat sonuç muhakkak değişir. Yani parayı hem kendinize çeker hem de olanla olduğu kadar acı çekmek yerine mutlu olursunuz.

-          Bu konuda biraz önce bahsetmiş olduğunu bir de kitabınız var. Okuyucularımız için kitabınızı tanıtır mısınız? En dikkat çeken yanından bir anekdot paylaşmanız mümkün mü?

Para Koçluğu 212x300 Röportaj: Sevgilinizin Adı “Para” Olsaydı, Ona Nasıl Davranırdınız

 

Şu an konusunda Türkiye de yazılmış tek ve de ilk kitaptır. Bilimsel olarak kanıtlanan deneyler ve kaynakça ile de desteklen pek çok konu var. Tabii bunların hepsi yaşanan seans örnekleri ile de desteklendi. Dünyada ki diğer benzerlerinden farklı olarak parayı hangi duyguların yerine koyarak sıfatlaştırdığımız başlıklarına dikkat çekebilirim. Çünkü herkesin hayatındaki para manası farklı. Biri için güç ifade ederken, kimi için otorite anlamına gelebilir. Kimi para ile sevgi satın alabilirken diğeri sürekli zaman kazanmak ve başarı elde etmek için parayı kullanıyor olabilir. Tabi bir de kişide bu duygular başlığı altında oluşturduğu temel kalıplaşmış inançları ne? Onu da bulduğunuzda her şey kendiliğinden dönüşmeye başlar. Aynı bizlerin 5 yaşında halimizde kalamadığımız gibi enerji de hem düşünce sisteminde hem de duygusal olarak form değiştirmeye başlar.

-          Araştırmalar; iletişimde ifadenin %55 beden dili, % 38 ses tonu ve % 7 de sözcük kullanımından oluştuğunu gösteriyor. Peki iletişimdeyken bu 3 aracı nasıl kullandığımızın farkında mıyız? 

Çok net olarak farkında olmadığımızı söyleyebilirim. Çünkü %7 sözcük kullanımı gerçekten gün içerisinde akılda kalmayacak kadar az bir bilgi içeriyor. Fakat maalesef insanın çenesi gün boyunca kendini ifade etmek için çalışan organlarından biri olmasına rağmen pek az katma değeri var. Hatta radyo frekansı şeklinde düşünebilirsiniz. Sürekli yayında olan bir radyosunuz. Fakat genel olarak akılda kalan bir şey yok. Ta ki duygusal olarak gün çerisinde yaşadığınız birkaç durum dışında. Ses tonu sözcükler kadar tanımlı olmadığı halde daha etkili. Ve ses sadece titreşimden oluşan ve ölçülebilir bir frekans olmasına rağmen sözcüklerden daha etkili. Diğer taraftan bakınca da beden diline hiç bir şey yapmasanız da sizi ele veren bir veri bankası. Bu konuyu kitapta kurumsal olarak işledim. Kısaca değinmek gerekirse Matrix filmindeki NEO karakterinin 1. Bölüm biterken son sahnede her şeyi “0” ve “1” olarak tanımlamasında matematiksel ifadesi olduğunu söyleyebilirim. Beş duyumuz tüm verileri dışardan alarak işler fakat biz bunun farkına varamayız. Gene de hiç tanımadığımız biri ile ilgili dışarıdan gördüğümüz halde hep bir fikrimiz olmuştur. Her şey bir matematik. Mantığını anladığınızda hayatın matematiksel bir şiir olduğunu fark ederiz.

-          Siz paraya hitaben mektup mu yazdınız? 

Evet. Herkes bunu deneyebilir. Çok sevdiğiniz birine mektup yazın ve sonra ona hitap ettiğiniz yerlerin üzerini çizerek para ile değiştirin. Böylece farklı bir açıdan para ile olan ilişkinize yeniden bakma şansı yakalayacaksınız. İnanın çok keyifli bir egzersiz. Sonra da okuyucularımız benimle dilerlerse paylaşabilirler.

-          Peki ne anlattınız o mektupta?

Sevgili ile olan bir içsel yazışma var konusunda. Merak edenler pelinnarin.com web sayfasından

http://www.pelinnarin.com/sevgilim-para-ya-mektup/

linkini tıklayarak okuyabilirler.

-          Kendinize koçluk yapıyorsunuzdur mutlaka. Peki bu kadar farkındalık ve bilinçlilik halindeyken sizin en çok ihtiyaç duyduğunuz koçluk alanı nedir? Nasıl çıkıyorsunuz işin içinden…

Bu işin en zor tarafı bu. Bir “Koç” olarak kendinize Koçluk yapmak. Eğer mesleğinizde iyi bir noktadaysanız, güvendiğiniz dostlarınızın olması gerekiyor. Çünkü her zaman içinde bulunduğunuz durumu olgunlukla sizinle paylaşacak insanları bulmanız kolay değil. İçinde bulunduğunuz durumu, kendiniz için olgun bir ruh hali ile de karşılamak her zaman kolay olmayabiliyor. Bu sebeple işin içinden çıkmak için kendime her daim gözlemci oluyorum. İnsanın kendine gözlemci olması geliştirilmesi gereken bir kas gibidir. Onu güçlendirirken acı da verir. Fakat aynanın karşısında geçtiğinizde kendinize bakıp iyi hissettiğinizde tüm acıları unutursunuz. Artık kendinizle başa çıkmaya başlamışsınızdır. Buradan da anlaşılacağı gibi “ilişkiler” her daim koçluk yapılacak temel alandır.

İlişki ve Para Koçu Pelin Narin 14 576x1024 Röportaj: Sevgilinizin Adı “Para” Olsaydı, Ona Nasıl Davranırdınız

-          Her insan kendinin koçu olmalıdır bence… Bunun için temel koşul nedir?

Bir az önce de ifade ettiğim gibi insanın kendine koçluk yapabilmesi için,  kendine gözlemci olması gerekir. Bence “Temel Koşul” budur. Birey, kendisinin yardım almasını güçsüzlük olarak görebilir. Fakat yardım edilmesi veya yardım almak, hayatta kalabilmek için yaptığımız yemek yemek ve su içmek gibidir. Orda da kendi bedeninize dışarıdan müdahale ederek yardım edersiniz. Aynı diğer insanların size yardım etmesine izin vermeniz gibi. Daha doğarken yardım ile dünyaya geliriz. Hayat çok basit. Karmaşık bir hale getirmeye hiç gerek yok. Her şeyi kendi kendimize yaptığımız fikrinden biran olsun uzaklaşabilirsek, hayatta kalabilmek için bile bize yardım eden bir şeyler olduğunu kendimize hatırlatabiliriz. O zaman hiçlikten hepliğe doğru bir bilinç geliştirebiliriz. Kontrolü elden bırakabilir, her şeyi olduğu gibi kabul edebilme kabiliyetine sahip olabiliriz. Burada da son moda ifade olan, kendinizi akışa bırakma durumu oluşur. Her an için çok kolay olmasa da, dirençsiz bir şekilde hayata devam ettiğimiz sürece mutlu olma durumu yaratabiliriz.

-          Biraz da sertifikalı koçluk eğitim programlarınızı dinlemek isterim. Hangi alanlara eğitim veriyorsunuz?

Temel Koçluk, İleri Düzey Koçluk ve Ustalık Becerileri olarak ayrılan eğitim programımız var. Bu eğitimi tamamladıktan sonra Kurumsal ve Yönetici Koçluğu, İlişkiler Koçluğu, Öğrenci Koçluğu, Para Koçluğu olarak verilen branş alanları var.

-          İlişkiler Koçluğu programınızda “Eşruhlar fenomeni – ruh eşi IQ testi” diye bir konu dikkatimi çekti. Bu testte neyi ölçebiliyorsunuz? Eşruhlar fenomeni ne demek oluyor?

Bu bir konu başlığı, kişinin kendisini tanıması ve beraber olduğu kişinin de hangi karakterde olduğunu tanımlaması için eğitim içerisinde anlatılan bir bölüm. Kısaca bu şekilde ifade edebilirim.

-          Ben şuna inanıyorum. Bir ilişkiyi sürdürmeye niyetliysen, buna gönüllü isen ne yaşarsan yaşa çözüm bulmaya odaklı oluyorsun. O zaman en ağır enkazlardan bile çıkabiliyorken, niyetin yoksa sudan bir sebep dahi yetebiliyor dağılmaya! Hayat daima sınavlar çıkaracak karşımıza. Bunu biliyoruz. Sizce ilişkilerde sorun ve çözüm bağlantısına nasıl yaklaşılmalı?

İlişki adı üstünde tek taraflı bir durum değil. İnsanın kendisinde bile bu durum çift taraflıdır. Tasavvufi olarak Kalp (gönül) ve nefs ilişkisidir. Akıl ile ruh da diyebiliriz. Sizin de dediğiniz gibi eğer bir ilişkinin var olması için niyetimiz varsa karşılıklı konuşup anlaşarak her zaman sulh sağlanabilir.  Eğer niyetimiz yoksa, değil ilişkinin dağılması, hayatta kalabilmek için bile bir sürü sınav çıkacaktır karşımıza. Bana göre ilişkilerdeki sorun-çözüm bağlantısı herkese göre farklıdır. Çünkü kültürler, yetişme tarzımız, birbirimizden çok farklı. Dolayısıyla olaylara bakış açımız, anlayışımız ve tabiî ki onları çözümleme tarzımız da birbirimizden farklı olacaktır. Tüm bu çeşitlilik içinde denge de kalabilmek, sabır edebilmek ve olayları gözlemleyebilmek önemli. Sizin için normal ve çok basit olan bir durum, bir başkası için abartılı ve çok yorucu olabilir. Bu tezatlıkları anlamak, dengelemek ve sindirmek ilişkilerde zaman alabilir. Toparlayacak olursam; bireylerin içinde bulunduğu ilişkideki niyetleri, ilişkinin devam etmesindeki her zaman en önemli faktördür.

-          “Hayallerinize sahip çıkın, onlar gerçekleştirmeyi bekliyorlar” cümleniz insanın içini açıyor gerçekten de peki nasıl sahip çıkacağız, biraz ipucu alsak…

Genel olarak kurulan hayaller, onlara sahip çıkmaktan vazgeçip, hayal kurmayı bıraktığınız anda gerçekleşir. O sebeple hayallere sahip çıkıp, onları gerçekleştirmekte bir meziyet bana göre. Çok çabuk vazgeçip, çok çabuk tüketiyoruz her şeyi. Sahip olduklarımızdan çabuk bıkıyoruz. Aynı bir elmadan ısırık alıp bir kenara bırakıp çürümesini seyretmek gibi. Hayatımızı, ilişkilerimizi de çürütüp, kokuşturuyoruz. Hiç bir şeyin sonunu getirmeyi veya netleştirmeyi beceremiyoruz. Çabuk sıkılıyoruz. Yavaş yavaş tüketmeyi, sindirerek yaşamayı bilemiyoruz. Bakın etrafınıza, herkesin bir sindirme sorunu var. Yani herkesin sindirim sistemi bozuk. Ya hızlı yemek yemekten ya da doğru yemeği seçememekten. Yani hayalleriniz de sizin için doğru olmadığında sindiremezsiniz. Doğru hayal kurmadığınızda hedefe çeviremezsiniz ve hayatta hep bir vazgeçiş yaşarsınız. Bu sebeple bir koç ile çalışırsanız, kendiniz için doğru hayalleri hedefe çevirmekte kendinize yardımcı olursunuz.

İlişki ve Para Koçu Pelin Narin 12 1024x576 Röportaj: Sevgilinizin Adı “Para” Olsaydı, Ona Nasıl Davranırdınız

-          Çok kilit bir konuda fikrinizi almak isterim. Hayat, bizi daima seçim yapmak durumunda bırakır. Fakat çatallaşan yollardan hangisinin bizim için daha hayırlı olacağını bazen bilemeyiz. İçimizi kemirir durur. Hem mevcut durumumuzu değiştirmek için can atarız hem de ne yöne gideceğimiz muğlaktır, cesaret edilemez, tutarlılık gösterilemez. Böyle zamanlarda doğru bir karar vermek için ne yapmalıyız? İç sesimizi de yitiriyoruz ya bazen.

Biliyoruz ki her seçim bir terkediştir. Mevcut durumu değiştirebilme cesaretimiz olduğu sürece kaliteli hayatlar yaşayabiliriz. Her yüzümüze kapanan kapının arkasından, açılan yeni bir başka kapı olduğunu hatırlamaya ihtiyacımız var. O sebeple kapının sizin suratınıza kapanmadan, sizin kapıyı kapatma becerisi elde etmeniz bir maharettir. Bu şekilde Koçluk hizmeti, kişinin sahip olduğu yetenekleri ile en az zarar, en fazla fayda ile, en iyi şekilde secim yapmasını sağlar. Harita Mühendisliği bana, yapacağım her seçimde hayatıma getireceği kar-zarar ilişkisine bakmayı öğretti. Bu gibi durumlarda kaldığımda hep bir çizelgem oldu. İçinde bulunduğum “an” için en uygun kararları bu şekilde alabildim. Bu sebeple herkes için en uygun yöntemi bulmak ve geliştirmek, koçluk çalışmaları ile kazandığı alışkanlıkları hayatına her daim var olmasını sağlamak, çalışmalardaki en verimli durumdur. Doğru karar vermek için aynı zaman da içgüdülerinize güvenmeyi, risk alabilme kabiliyetinizin üzerine gitmeyi ve sizin için tatsız olan her durumda dengede kalabilme becerinizi geliştirmeyi de öğrenmek önemli. Tüm bunları yapabildiğinizde doğru karar vermeniz kaçınılmaz, inanın!

-          2016 yılı için enerji anlamında ne düşünüyorsunuz? Etiketleme yapma niyetim yok ama ülkeye, yakın çevreme ve kendime baktığında her açıdan bizi zorlayan bir yıl olmuş. Sanki herkes dil birliği yapmışçasına bu yılın kendilerini yorduğunu, arka arkaya olaylar silsilesi yaşadıklarını ifade ediyorlar. Spritüel açıdan bakarsanız bir geçiş mi yaşıyoruz, siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

2016 yılı ile ilgili genel olarak yapılan yorum; şimdiye kadar yaşanmamış deneyimleri olan kişilerin bu yaşanmamışlıklar ile ilgili epey yorulacaklarının ifadesi seklindeydi. Spritüel olarak her daim zaten geçiş yaşanmakta. Bu sebeple her birey kendi ruhsal deneyimi içinde geçiş süreçleri yaşadıkça olgunlaşacaktır. Tabi bu durum bazen kitlesel olarak gözlemlenebilir. Yani benim basıma gelen durumun, bir başkasının basına geldiğine tanık olabilirim. İnsan o zaman yalnız olmadığını anlıyor ve hayata daha kolay tutunarak devam edebiliyor. Diğer türlü sadece kendi basına geldiğiniz zannederek kendini yalnız hissedebilir ve bu durum toplumdan uzaklaşmasına, kendini hayata soyutlamasına kadar gidebilir. Ve ruhsal olarak hastalanmasına sebep olacak kadar durumlar ortaya çıkabilir. Bireyi her şeyi ile bir bütün olarak değerlendirmek gerekir kanaatindeyim.

-          Online koçluk da veriyorsunuz? Çoğu kişi için daha avantajlı gelebilir bu yöntem. Özellikle günümüz şartlarında. Bu hizmetin artı ve eksileri nelerdir?

Evet, online veya telefon ile görüşerek çalışabiliyoruz. Bir yerden bir yere gitmek için hem zaman, hem de enerjisel olarak zorluklar yaşadığınız İstanbul gibi bir şehirde avantajlı olabiliyor. Türkiye’nin bir ucundan başka bir ucuna çalışmak için de aynı şekilde. Hatta dünyanın öbür ucu ile bile bu şekilde çalışabiliyorsunuz. Amerika, İngiltere, Fransa, Kıbrıs gibi her yere ulaşabiliyorsunuz. Eksisi şu, eğer siz dokunsal biri iseniz, çok tatmin edici olmuyor. Çalıştığınız kişi sizi görmek, size dokunmak isteyebiliyor. Bu şekilde olan kişilerle program yaparak bir araya geliyoruz.

-          endogalindan.com u kurarken logonun da dört yapraklı yoncadan oluşmasını istedim. Her bir yaprak şans, bereket, sağlık ve aşk ifadelerini temsil ediyor. Daima pozitif bir ruha sahip olduğum için de yapraklar turuncu olmalı dedim. Bir ilişki ve para koçu olarak bloğumla ilgili tavsiyeleriniz var mı? 

Genel olarak turuncu ikinci çakra olan sakral enerjinin yani yaratıcı enerjinin rengidir. Yeşil, kalp çakrasının rengi olarak bilinir. Yaratıcılığın sevgiyle harmanlanarak insanlara ulaşması, para ve ilişkisel olarak sizin aracılığınızla harika dokunuşlara vesile olacaktır. Bu vesile ile aranızda görmek istediğiniz kişilere yüksek bir enerji ile ulaşabilir (ki yüksek bir enerjiye sahipsiniz), vermek istediğiniz mesajları takipçilerinize sevgiyle iletebilirsiniz. Bloğunuz vesilesi ile gerçekleştirmeyi ve ulaşmak istediğiniz hedeflerinizi (Para ve ilişkisel olarak) netleştirebilirsiniz.

-          Önümüzdeki dönem için eğitim takviminizi de dinleyelim? Dersler nerede oluyor, size ulaşabilecekleri iletişim numarası da paylaşabilir misiniz?

İlgilenenler, pelinnarin.com adresinde eğitim takvimini takip edebilirler. Dersler Levent ve Kozyatağı olarak iki farklı yakadaki Workinton dersliklerinde olmaktadır. ptekinsoy@pelinnarin.com

Pelin Narin Tekinsoy Sosyal Medya Adresleri

www.pelinnarin.com

www.facebook.com/pelinnarint 

www.instegram.com/pelinnarint

Pelin Hanım, aydınlatıcı bir sohbet oldu, çok keyifliydi. Teşekkürler. Bir gün ben de programlarınıza katılmak isterim.

Sevgiler

Hülya Çayoğlu Kurtkal

hulyacayoglu@gmail.com

Share.

About Author

www.endogalindan.com; özgür, takipçi, yenilikçi, organik ruhlu, sağlıklı, orijinal, doğal yaşama tutkun, paylaşımcı, seyahat seven, araştırmacı, meraklı, hümanist, modası kendine özgün ve farklı kimliğiyle sizlere keyifli bir platform sunuyor.

Leave A Reply