Sonsuzlukta Evlilik

0

Sonsuzlukta Evlilik

Mevlana  derki  ilahi  sır  gereğince  her şey çift yaratılmıştır. Yeryüzü  dişi gökyüzü erkektir. Yeryüzünün dudakları  kuruduğunda  gökyüzü ona su ve rutubet  gönderir. Yeryüzü ile   Gökyüzünün aşkından hayat  denen çocuk doğar. İşte sen  o aşkın çocuğusun  o yüzden kimse ile  kavga  etmemelisin.

Mevlana’nın   bu  anlatmış olduğu  misaldeki yeryüzü  kelimesi  Arapçada  arz diye  geçer.

Arz  gramatik  olarak dişil bir  sözcüktür. Arapçada  kelimelerin  tamamı  ya eril  yada  dişildir. Arz  kelimesi dişildir. Gökyüzü  kelimesi  yani sema maskulen  yani eril  bir  sözcüktür. Mevlana  burdan hareketle   bunlar  ilahi  sır gereğince  bu şekilde  yaratılmıştır der. Mevlana’nın  evvel emirde hayatı dayandırdığı şey AŞK’tır. Neden AŞK çünkü  aşkın  kelime  manası SARMAŞIKTIR. Sarmaşığın kendi  ayağı  yoktur  o yüzden  başka bir  bedene  sarılarak  ayakta  durur ve  ondan  beslenir. Sarıldığı  şey kendisinden     daha  güçsüzse onu  kurutur ve kendisi de  ölür.

Şems ve  Mevlana Dostluğun sembolüdür. Dostluk  Du  kelimesinden  türetilmiştir. Farsçada du  iki demektir. Dust  ise ikinin  birliği anlamındır.Dilimize dost  diye  geçmiştir.

Mevlana bir  Rübaisinde  söyle  der

Ben  hem senim  sen  hem bensin

Ne ben  benim  Ne sen sensin

Şaşırdığım  şu ki  ey  hayal  ülkesinin  güzeli

Ben mi  senim   sen mi bensin

Dost  insanın  ikinci  kendisidir denmiştir. Evliya  dostlar  demek Veli dost demek Veliler  ikiye  ayrılır.

Allahın Evliyaları   ve  Şeytanın  Evliyaları.

Dolayısıyla Dost Mevlananın   deyişi  ile  kendini  zevkini terket ki dostunun zevki  öne çıksın . O yüzden  Mevlana ölüme zifaf  gecesi der.  Edebiyetle  evlendiği gece.bu yüzden  buna  düğün gecesi Şeb-i Arus’ da  denmektedir. Arus  aynı zamanda  gelin demektir. Sarmaşığın uzayarak  ebediyete sarılarak  yok edilmez bakileşmesi  anlamındadır.  Bitimizsiz  ve  Ölümsüzleşmek  için .  Dön  emrine uyarak  rabbine  geri döner. Mevlana  bunu  şöyle  dile  getirir.

Ufuklarda ve  Dünyada  bundan  daha iyi  bir şey  bulunabilir mi  ki ? Dost  dostuna  gider Sevgili  sevgilisine .Onda  ölüm  sevgiliye  kavuşma  anıdır. Çünkü Hz. Ali şöyle  demiştir. İnsanlar  Uykudadır Ölünce Uyanırlar.

Mevlananın  ve  diğer  tasavvuf  ekollerinin ortaya  çıkış  nedeni Hz. Ali’nin Dostluk anlayışındandır. O yüzden Hz. Ali’ye Şahı -Velayat denir.Dostluğun  şahı anlamında. Öldürüleceğine  karar  verildiği bir gece de Hz. Muhammetin yerine onun yatağına  yatar. Dostunun  yerine  ölmeyi   göze  alır  ve  Dostluğun  şahı ünvanını alır . Şems  bu  dostluğun bir  karşılığıdır.

Mevlana  ve  Şemsin  dostluğu  nasıl başlar?

Şems  kimseyi beğenmeyen  bir adamdır. Hiç kimseyle anlaşamayan Aykırıdır  ve  Şems  hiç  alışık  olduğumuz  bir  evliya  tiplemesine  benzemiyor.  Konya’da  bulunan  Türbesi de  öyle  uzak  ve sessiz ki … Oysa  sadece  birkaç  metre  ilerisinde  bulunan  Mevlanın  Türbesi   adım  atılamayacak    şekilde  insan kaynarken  Şems   suskun yalnız   düşündürücü ve  tenha…

Şems –i Tebrizi ,  Tebrizden Konya ya  gelir .  Konya Sokaklarında   gezerken Mevlana Celalettin geliyor  diye  bağırmaya  başlarlar. Gider atının  üzengisini tutar  ve Mevlana  Cellaleddin  sen misin der Evet der Mevlana . Bahaeddin  Veled Hazretleri’nin  oğlu  sen misin  hani  Muhammet  cellattin sen misin Cellattin  Rumi  dedikleri  sen misin ? evet   o saydığın  tüm  isimler  benim adımdır. Ve o benim  işte

Şems- i Tebrizi  bir  soru  sorar  Cellattin  Rumiye

Hz. Muhammet mi  büyük, Bayezid-i Bistami mi ?

Mevlana  sorunun  heybetinden  kendinden  geçer  bekler bayılır  kendine  geldiğinde  ; Bu nasıl  bir sorudur  böyle  Şems  Tabi ki  Allahın elçisi  Hz. Muhammet  bütün  yaratıkların  en büyüdür.

Şems ise  Peki  o halde  neden  Hz . Muhammet  bu kadar  büyüklüğü  ile  Ya Rabbi  seni  tenzih ederim,  biz seni  layık olduğun  gibi bilemedik buyurken ; Bayezid-i Bistami  ben kendimi  tenzih  ederim! Benim  şanım çok  yücedir. Bütün evliyaların şahıyım Benden  daha  şerefli bir şeyi  gözünüz  görmemiştir. Ben  kendi  zatımı  kişiliğimi  ulularım . Şu abamın altında  haktan  başka  bir şey  yoktur.

Melana Cellattin Ruminin  cevabı  ise  Bayezid  vardığı   makamda şımardı    başı  döndü. Hz. Muhammet ise  yetmiş  bin  makam geçip  her  geçtiği  yetmiş bin makamda  tövbe  etmiştir. Sabit  kalmadı o yüzden  Muhammet  böyle  şeyler  söylemedi Bayezid  söyledi  der  bu  cevap  Şems_i  o kadar  tatmin eder ki  Şems artık  Mevlanın  has  dostu ve  yanında  kalan  adam  olarak  kalır. Şems  Mevlanadan  Mevlana Şems ten  hiç  ayrılmamaya  başlar. Bu durum herkesin  hasedini  çeker Müritler  ise  Şeyhimizi  elimizden  aldı Mevlanamızı  bizden  aldı  diye  dedikodular  çıkarırlar. Mevlana Efendimiz  demek tir. Asıl  Adı  Muhammed  Celaleddin’dir.   Mevlana ve Rumi de  kendisine  sonradan  verilen  isimlerdendir.

Bunun  üzerine Şems  kaçar  gider  Şems  gidince  Mevlana  susar kendi  uzletine  çekilir  ve  kimse  ile  konuşmamaya  başlar.  Mevlanın  oğlu   Sultan Veled Hazretleri  Şemsi  Şamda bulur  ve  onu yalvar  yakar olarak   gidip  alıp  gelir.  Hatta   rivayete  göre   Şamdan Konyaya  gelene  kadar  onun  atının  önüne  bile  geçmez.  Şems  ve  Mevlana  tekrardan  kavuştuktan  sonra  halvete  dalarlar. Mevlana  Şems kelimesin  Güneş   anlamına  gelmesinden  dolayı  Şemsi  kendisini  aydınlatan  Güneş olarak  tasvir eder.

Mevlana  bir  şiirinde  şöyle  der ;

Ben  ne  geceyim  ne  gece ya  tapanlardanım

Ben  Şemsin  kölesiyim Şems’ten  haber  veririm.

Şems  Mevlanayı  Medrese  İlimlerini bitirdikten sonra  irfanın  içerisine  çekerek  yani  tasavvufunun içeriğine  güzelliğine ve  temzliğine  çekerek yani  yeraltı  çağlayanlarından  geçiçerek  onu  olgunlaştırdı.

Sezai Karakoç  der ki ;

“Şems  bir  soruydu,

Bir cevaptı Mevlana …

Benziyorlardı bir arada,

Kişinin  kendisiyle  yaptığı  bir konuşmaya…”

IMG 7421 767x1024 Sonsuzlukta Evlilik

Mevlana  dostluğu  buna  hillet  derler  güneş  ile  bütünleştirerek   Tebrizli  Şems’i  öne almış, kendini  onun altında  gizlemiştir.   Divan-ı Kebir asıl  onun divanına  Divan-ı  Şems-i  Tebrizi denmiştir.  Divan-I Şems-i Tebrizi  kitabında  bulunan  şiirleri  Şems’in  yazdığını zannederler.  Hz. Şem’sin  şiiri yoktur, onun sadece  Makalat adlı  bir  kitabı vardır.

Şems Mevlana da  kendini gördü.  Mevlana da  Şems’de  kendini  gördü.  İkiside  birbirlerine  ayna oldular. Birbirlerinin  hakikatini gördüler ve  birbirlerine  aşık oldular.  Ne şems Hak’tır, ne de  Mevlana ; her  ikisi de  birer kuldur.

Mevlanın  eserlerinin özeti mesnevinin  ilk  18  beyitinde  yer alır.  Ona  kendi  deyimi  ile Lübbü Mesnevi denir.  İlk  18 beyit mesnevinin özüdür. Mevlana burada ney  sembolizması  ile  insan-ı kamilin macerasını  anlatacaktır.  Bilindiği üzere   ney sazlıkta  yetişen  kamıştan üretilir. Neyi gelip  bataklıktan  koparlar  yani  vatanından  ayırırlar .

Akrabalarından  eşinden  dostundan  ayrı  düşmüştür. Sonra olgunlaşması  için dama  atılır. Üzerinden   sıcak  geçer  soğuk  geçer  rüzgar  geçer  bu da  yetmez gibi olgunlaştığına  inanıldığında  başından  başlayarak  içini  kızgın  bir demirle  dağlarlar. Böylece  Ney  içindeki çamurdan pamuktan elyaftan  zardan  kurtulur. İçi  kapkara  olur  buna  sevda  derler. Bu da  yetmezmiş gibi  göğsüne  yedi  delik  açılır. Ve  neyzenin  nefesi  içine  girdiğinde  kendi  sesini  yitirir  neyzenin  sesi  olur. Mevlana burayı ayrılıklardan parça  parça  olmuş bir göğüs  isterim ki  ona aşk  derdinin  ne olduğunu  anlatabileyim  diye  söyler.

İnsan  tıpkı  ney  gibidir… Ana  rahminden    kovulur.  Tıpkı  bataklıktan  çıkarılan  kamış gibi  doğar  doğmaz havanın  saldırısına  uğrar  ve  ağlamaya  başlar  ve  sonra yıkarlar  suyun  saldırısına uğrar. Sonra  göbeğini   ateşle  yakarlar.  sonra  toprak  üstüne  koyarlar…İnsan oğlu ( su toprak ateş  ve  hava ) saldırısına  uğrar.  çocukluktan  gençliğe  geçerken  ömrünün  bir yerinde  içine    aşk  düşer. Tıpkı  kızgın  demirin  neyin  içini  dağlaması  gibi  aşığın gönlünü  yakar içi  kapkara  olur  işte  buna da  sevda  denir. Bu da  yetmezmiş gibi  Allahın  yedi  ismine  uygun  olarak  Esma-i Seb’a  ( Allahın  yedi güzel ismi )  yedi manevi   delik  açılır. İçine  aşk  düşünce neyin  pamuktan elyaftan  çamurdan zardan kurtulması gibi kalbindeki gereksiz  olan  her türlü  alakadan kesilir  ve  sevdiğinin elinde  neyzenin  elindeki neye  dönüşür…Kendi sözü  biter  sevdiğinin  sözünü söyler.   işte  Mevlana  bu  yüzden  kendi  şiirlerine Divan-ı Şems-i Tebrizi  adını koyar.

Mevlana  Şemsten  ayrılmasaydı  Mesneviyi  yazamazdı. Çünkü Şam  çarşılarında  Mevlanadan  Şems alındı. Şems olmasaydı Mesnevi  olmazdı. Mesnevi bir  terbiye eseridir.  Kuran-ı Kerim   “Oku” Emri ile  Hz. Muhammed’e inmiş. Mesnevi  Dinle diye  başlar. Kuranın  ilk  harfi “Elif”  Mesnevi ilk harfi   “B” harfi ile  başlar.

Aklın ile  oku  ve anlamaya  çalış  ama  kalbin  ile  dinle  ve gör  diyor.  Gördüğünü  ardındakini  okumak için  kalbinle dinle diyor. Dinle ki maddeden  manaya  geç. Akıldan  kalbe  geç.

Yani  bunu   Hz Pirin  sözleri  ile  bitirirken  şöyle  demeliyiz.  Her gün yeni  bir  yerden  göçmek  ne güzel;Her gün  ne bir yere  konmak  ne  iyi  söylediğimiz   her şey  dünde  kaldı  cancağızım  artık  yeni  şeyler  söylemek  lazım ….

Teceliyle …

Sevda Köyüstü

Mevlana 2 767x1024 Sonsuzlukta Evlilik

 

 

Share.

About Author

www.endogalindan.com; özgür, takipçi, yenilikçi, organik ruhlu, sağlıklı, orijinal, doğal yaşama tutkun, paylaşımcı, seyahat seven, araştırmacı, meraklı, hümanist, modası kendine özgün ve farklı kimliğiyle sizlere keyifli bir platform sunuyor.

Leave A Reply