Sürekli Ağlayan Kolik Bir Bebekle Yaşamanın Püf Noktaları…

0

Merhaba,

Geçen haftaki yazımda koliğin evimize jet hızıyla nasıl geldiğini, koliğim bebeğimle yaşamanın ne kadar zor olduğunu, gözyaşlarımızın sel olup nasıl aktığını sizlerle paylaşmıştım. Bu yazımda kolikli yaşamın püf noktalarından bahsedeceğim.

Kolik Bebek yazısı dizisinin ilk bölümü için tıklayabilirsiniz.

http://www.endogalindan.com/kolik-bebegim-agliyor-agliyor-hic-susmuyor/

Test sonuçları temiz çıkıp yaşadığımız ‘şeyin’ kolik olduğunu anladıktan sonra neyle karşı karşıya olduğumuzu artık biliyorduk. Bilmediğimiz ise koliğin ne olduğuydu.

Ağlama, bebeklerin dikkat çekme aracı, bizimle iletişim kurma çabasıyken çoğu yenidoğan’ın dilinden anlamayan ebeveynler normal seyreden ağlamalar ile gittikçe anormalleşen ağlamalar arasındaki o ince çizgide kaybolurlar. Ne zaman kolik başlar? Kolik denen şey; altı temiz, karnı tok, gazıçıkmış bir bebeğin ağlaması mıdır? Önceki yazımda bahsettiğim gibi “kesin hasta, nesi var bu çocuğun, neresi ağrıyor” muamelesi yapacak kadar çok şiddetli ve iç acıtacak kadar çok ağlayan bebekler koliktir, maalesef! Genel kuralı Dr. Morris Wessel formüle etmiş: kolik; günde üç saat, haftada üç gün, üç hafta üst üste ağlayan bebeklerde görülüyor.

kolik bebek 1 225x300 Sürekli Ağlayan Kolik Bir Bebekle Yaşamanın Püf Noktaları...

Kolikle ilgili çok fazla kaynak taraması yaptım; öncelikle kolik, bilinenin aksine sebepsiz ağlama değil (aksine öyle geçerli bir sebebi var ki). Genel inanışın aksine sebep gaz sancısı da değil (sebep bu olsaydı; gazıçıkar, rahatlardıçocuğum). Önceki yazımda bahsettiğim çevredeki insanların “senin stresin bebeği etkiliyor” savı da doğru değil, doğru olsaydı duygusal baskı altında olan bebek canı yanar gibi acı içinde kıvranmazdı. Yani kolik annelerinin ortaya çıkan sonuçtan kendilerini sorumlu tutmaları son derece yersiz. Bu savı Doktor Martin Sheen şu sözüyle destekliyor: “Kolik bebekler öyle doğar, sonradan olmazlar”

Koliğin ne olduğuyla ilgili akla en yatkın olanı Dr. Harvey Karp belirtiyor: Kolik, bazı bebeklerin dünyaya adapte olabilmek için anne rahminde geçirdiği 3+3+3 periyoda ek 3 aylık döneme ihtiyaç duyması. Bir başka değişle, yeni doğan insan yaşamının ilk 3 ayında anne rahminin sıcak güvenli ortamına ihtiyaç duyduğu için fizyolojik bir sıkıntısı olmasa da stres altında hissediyor kendini.

Karp’a göre eksik kalan dördüncü üç aylık dönemde yapılması gereken 5 temel aksiyon var:

  •  Kundaklama
  •  Yan yada yüzükoyun yatırma
  •  Şşşt sesi
  •  Sallama
  •  Emme

Tüm bu adımlar bebeği sakinleştirme ve sarmalanma ihtiyacını giderme amacına hizmet ediyor.

Kızımın çoğunlukla sol tarafta taşındığında daha huzurlu olması (kalp atışı ritmi), dışardayken pusette değil ana kucağında uyuyabilmesi (sarmalanma ihtiyacı), yan yatırdığımızda daha az sıçraması (moro refleksi), kucağımdayken şşşşttt’leyerek ve sağa sola sallayarak dolaştığımda iççekişlerinin azalması, çamaşır kurutma makinası çalıştığında nefes alışlarının düzene girmesi (ana rahmindeki sesler) bu teoriyi destekleyici nitelikte.

kolik bebek 2 226x300 Sürekli Ağlayan Kolik Bir Bebekle Yaşamanın Püf Noktaları...

Özellikle bizim toplumumuzda bebeklerin ilk üç ayına ilişkin o kadar çok yanlış söylem var ki, işin içinde olunca daha net görüyorum. Örneğin: bebeği kucağa alıştırma/SÜREKLİ KUCAĞINA ALMA; kalça çıkığı olur/KUNDAKLAMA; acıkmış ki EMİYOR …. Hele “ağlasın bırak, ciğerleri açılır” var ki, bu satırları okuyan sevgili kolik annelerinin yüzünde tatlı (!) bir gülümseme oluştuğuna eminim…

Bebekler ilk 3 ayda öyle savunmasız ve bakıma muhtaç ki, en büyük ihtiyaçları güven ortamının sağlanması. Yani kucağa alınan bir bebeğin şımarması mümkün değil, onun öncelikleri farklı! Ve evet, her ağladığında da onun yanına gitmeli, onu kucaklamalı, sevgimizle sarmalamalıyız. Çünkü bebecik henüz sahte ağlamalarıyla istediğini yaptırmayı düşünemeyecek kadar minik! İlk 3 ay bebek her ağladığında aslında “İmdaaaatttt! Acıktım/uykum var/gazzzz” diyorken, bebecik bilmeli ki her ağladığında ona yardım eden, sesine ses veren biri var yanında!

Kundaklama konusu ise benim için de kabullenmesi zor bir konuydu. Bebeği “bağlamak” fikri beni rahatsız ediyordu. Oysa ki kızımın kendi hareketlerinden ve kendi uzuvlarından bu kadar korktuğuna şahit olduktan sonra yarım kundağın gerekli olduğuna inandım. (benim kızım sıkıntılı olduğundan kundaklama girişimlerimiz çoğunlukla başarısız oldu; yeni yeni ellerini tutarak uyutmaya başladık).

Tecrübeli bir kolik annesi olarak çok net söyleyebilirim ki, ne kolik müzikleri, ne kurutma makinalarının sesi, ne arabayla gezinti, ne de bilinen söylenen her ne yöntem varsa asla bebekte kalıcı bir rahatlama sağlamıyor. Kızımı kucağıma alıp poposuna ve ayaklarına fön makinası tutmak nispeten çığlıkları azalttıysa da benim hayretler içinde kaldığım en işe yarayan yöntem Tiny Love oyun parkında kızımın ağlama krizlerinin (10 dakikalığına da olsa) sona ermesiydi. Maymun ve file bakıp, iç çeke çeke onlarla “agggiiii”lemesi o an gerçekleşen bir mucize gibiydi!

Kendi deneyimlerimden yola çıktığımda aşağıdaki saptamaları paylaşmak istiyorum:

  • Kolik anneleri sabırlıdır; bir süre sonra duymamaya başlar çığlıkları, sevgiyle sarmalayıp bu günlerin bitmesini bekler.
  • Kolik anneleri kabullenicidir; bebeğini olduğu gibi kabul eder, her durunda onu çok sevdiğini hisseder.
  • Kolik anneleri yaratıcıdır; saç kuruturken bebeği kucağına alırsan, hem saçını kurutursun hem de yavru birkaç dakikalığına susar.
  • Kolik anneleri yanlızlıktan hoşlanmaz; kriz atlatmak için kendini parka bahçeye attığında “ayyy çok tatlı, kaç aylık” diyen 3-5 yaşında çocuk sahibi annelerin çocuklarının da kolik olduğunu öğrenmek iyi gelir. Demek ki bitecekmiş bu dönem, bak onların bitmiş!
  • Kolik anneleri, bebeğine kardeş düşünür mü? Sanmıyorum!

Çok ama çok zor geçen gün ve haftaların ardından artık bizim evimizde acı dolu çığlıklar çok azaldı! Müjdeler olsun koliğim bebeğim zamanının çoğunu artık etrafa gülücükler dağıtarak, etrafında olup bitenleri hayretler içinde inceleyerek, bizimle bol bol sohbet ederek geçiriyor. Evet, tamamen kolik evimizi terketmedi, hala özellikle akşamları 2 saate yakın elleri ayakları buz kesmiş, çığlık çığlığa ağlayan minik kızımla evde veya dışarda zaman geçiriyoruz. Ama 3. Ayı bittiğinden beri her günümüz bir öncekinden farklı güzellikte geçiyor. Bu satırlar, bebeğinin kolik olduğunu yeni öğrenmiş çaresiz ebeveynlere umut olsun; geçiyor o zor günler.. Ben “kızımın sağlığı yerinde olsun, bugünümüze şükürler olsun” diyerek geçirdim o günleri. Sizlere de aynısını öneriyorum.

Ne kadar zor olursa olsun, seçme şansım olsa yeniden kolik kızımın dünyamıza gelmesini isterdim. Dünyalara değişmem uykuyu sevmeyen, sürekli ağlayan, huysuz ama çok tatlı kızımı! Eminim ki hiçbir anne de değişmez

Bebecik gülücükleri bol günler diliyorum!

Anne Bebek Editörü Cansu Dirim Şahin

Share.

About Author

www.endogalindan.com; özgür, takipçi, yenilikçi, organik ruhlu, sağlıklı, orijinal, doğal yaşama tutkun, paylaşımcı, seyahat seven, araştırmacı, meraklı, hümanist, modası kendine özgün ve farklı kimliğiyle sizlere keyifli bir platform sunuyor.

Leave A Reply