Tag: alkali su içmenin faydaları

ALKALİ SU İÇMENİN FAYDALARI

 

ALKALİ SU İÇMENİN FAYDALARI

Suyunuzu Değişin Hayatınız Değişsin

alkali su 228x300 ALKALİ SU İÇMENİN FAYDALARI

Su hayattır.

Anne karnındaki ceninin %99’u, yeni doğan bir bebeğin %95’i sudur. Yetişkin bir insan vücudunun %70 – 75’i sudan meydana gelmektedir. Yaşlandığımızda vücudumuzdaki su oranı %50 – 60 civarlarına düşer. Öldüğümüzde ise vücudumuzdaki su oranı %35 – 40 civarlarındadır.

Buradan anlamanız gereken; vücudumuzdaki su oranı ne kadar yüksek ise, daha sağlıklı, kaliteli ve uzun bir yaşamın bizi beklediğidir.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), hastalıkların meydana gelme sebeplerinin %80 oranında suya bağlı olduğunu ve yine hastalıkların %80 oranında sağlıklı su ile önlenebileceğini söylemektedir.

Artık piyasada suyu elektroliz ederek, alkali su üreten cihazlar ile farklı olarak nanoteknoloji ürünü ve doğal biyoseramik taşlarla suya yaydığı kızılötesi ışınlar, negatif iyonlar ve suya verdiği alkali minerallerle suyu alkali hale getiren ve ORP’yi düşüren cihazlar bulmak mümkün.

Suyu alkali hale getiren cihazlar, antioksidan alkali su içildikten sonra alkaliteyi yükselterek, vücudumuzun (çeşitli hastalıklar meydana getiren zararlı bileşenlerle ve serbest radikallerle savaşması için gerekli olan) antioksidan madde üretmesine katkı sağlar. Basit anlatımla vücudumuza adeta cephane temin ederek yardım eder.

Antioksidan Alkali Su, hücrelerde olağanüstü nemlenme (hidratasyon) meydana getirir…

Her Su Aynı Değildir

Ayrıca bilinenin aksine sağlıklı diye içtiğimiz birçok su aslında sağlıklı değildir…

  • Musluk suyu oksitleyici ve yüzey gerilimi yüksektir. Klor ve değişik zararlı maddeler içerebilir.
  • Hazır sular ve arıtma cihazlarından elde edilen sular genelde asidik, oksitleyici ve yüzey gerilimi yüksektir. Ayrıca mineral yönünden son derece fakir ve adeta saf sudur.
  • Artezyen (kuyu) suları oksitleyici ve yüzey gerilimi yüksektir. Değişik kirleticiler, ağır metaller ve tarım ilaçları içerebilir.

Su yüzey gerilimi nedeniyle normalde 12-15 su molekülünün bir araya gelmesinden oluşan su parçacıklarından meydana gelir.

Antioksidan Alkali Su Cihazları suyun yüzey gerilimini düşürür. Bu sayede büyük su parçacıkları parçalanır ve 5-6 su molekülünden oluşan daha küçük su parçacıkları meydana gelir. Küçülen su parçacıkları vücudumuzun en kuytu ve en ücra köşelerine kadar yayılıp hücre zarından içeriye girer. Böylece su, vücudumuzun bütün hücreleri tarafından kolayca emilir ve vücudumuzun nemliliği (hidratasyonu) artar. Vücudumuz suya doyar, cildiniz kurumaz.

Biz fark etmesek de (hareketsiz sabit durduğumuzda ve uyuduğumuzda bile) vücudumuzda sürekli bir terleme ve su kaybı meydana gelmektedir. Vücutta yeterli miktarda su bulunursa (vücut suya doymuş ise) toksinlerin bir kısmı bu terleme sayesinde atılabilir. Vücudumuz soya doymamış ise vücut su kaybını önlemek isteyecek, dolayısıyla terleme minimum seviyede kalacak ve toksinlerin vücuttan atılması gerçekleşmeyecektir.

Alkali su içilmeye başlandıktan sonra vücuttaki ve ciltteki fark ( nemlenme) kısa sürede hissedilir.

Suyu alkalize eden cihazlar aynı zamanda suya mineral (Ca, Mg, K ve Na) takviyesi de yaparak suyu mineral yönünden zenginleştirir. Alkali Su içenler kısa zamanda daha sağlıklı hale gelir, kendilerini daha zinde hissederler ve daha fazla su tüketmeye başlar. Sonuç ise; sağlıklı, enerjik ve alkali bir vücut olacaktır.

Hepimiz zaman zaman SERBEST RADİKALLER ve ANTİOKSİDAN kelimelerini duyarız. Peki bu kelimelerin ne anlama geldiğini gerçekten biliyor muyuz… ?

Serbest radikaller, vücudumuzda oksidasyon (yükseltgeme) etkisi göstererek yaşlanmaya ve hücre bozulmalarına neden olan kararsız, stabil olmayan Oksijen atomları barındırırlar. Serbest radikaller; sağlıksız ve kirli sular, gazlı içecekler, kirli hava, bozulmuş ve genetiği ile oynanmış işlenmiş yiyecekler nedeniyle vücudumuzda oluşur ve artar. Stres, üzüntü ve depresyon da bu duruma olumsuz anlamda kakı sağlar.

Serbest radikaller sürekli olarak elektron ihtiyacı duyar. Şayet vücudumuzda yeteri kadar antioksidan madde yok ise, serbest radikaller elektron ihtiyaçlarını hücrelerimizden elektron alarak karşılar. Bu durum yaşlanmanın ve hücre bozulmalarının (kanser) nedenlerinden birisidir. Antioksidanlar vücudumuzdaki serbest radikalleri nötralize ederler.

Organlarımız da Tıpkı Oksitlenen Bir Elma Gibi Çürür

Serbest radikallerin (stabil olmayan oksijen atomlarının) neden olduğu oksidasyon, yaşlanma ve hücre bozulması gibi etkiler bir elma üzerinde çok rahatlıkla gözlemlenebilir. Havadaki kararsız ve stabil olmayan Oksijen atomları elmanın dış yüzeyi ile temas ederek elma hücrelerinden sürekli elektron alır (elmayı oksitler). Oksitlenen elma bir süre sonra kahve renge dönmeye, bozulmaya, üzerinde çizgi şeklinde kırışıklıklar oluşmaya ve zamanla çürümeye başlar.

Diğer benzer etki de açıkta bırakılan bir metal parçasının havadaki Oksijen atomlarının metalden sürekli elektron alması sonucu zamanla paslanmasıdır.

Havada olduğu gibi suda da kararsız, stabil olmayan Oksijen atomları bulunur. İçildiğinde sudaki oksijen atomları elektron ihtiyacını hücrelerimizden elektron alarak giderir (hücrelerimizi oksitler.) bu su oksitleyici yani oksidandır. Son dönemlerde adlarını duymaya başladığımız  suyu alkali hale getiren cihazların sistemi suya negatif iyon yayarak sudaki oksijen atomlarının elektron ihtiyacını karşılamasını sağlar. Su bu sayede antioksidan hale gelir, yani hücrelerimizi oksitlemez. Her iki etki de ( elmanın çürümesi ve metalin paslanması ) oksitlenmedir ve aynı oksitlenme sudaki serbest Oksijen atomları vasıtasıyla hücrelerimizde de meydana gelir. Antioksidan Alkali Su içildikten sonra alkaliyi yükselterek vücudumuzun çeşitli hastalıklar meydana getiren zararlı bileşenlerle ve serbest radikallerle savaşması için gerekli olan antioksidan madde üretmesine katkı sağlar. Vücudumuz serbest radikallerle sürekli savaş halindedir. Yeteri kadar antioksidan madde barındırmayan asidik vücutlar, hastalıklara kolayca yakalanacak ve yaşlanma süreci hızlanacaktır.

Vücutta alkalite çok önemlidir…

Sağlıklı bir vücut için, hücrelerin doğal dengeli bir alkali ortamda bulunmaları gerekir.

Vücudumuz doğal dengeli bir alkaliteye sahip olursa, ömrünü tamamlayıp ölen hücrelerin yerine kendi kendine yeni sağlıklı hücreler üretir. Bu da yaşlanmayı geciktirir.

Ne yazık ki, vücudumuzun ve hücrelerimizin pH seviyesi; su kaybı (dehidratasyon), stres, düzensiz beslenme, asidik ve işlenmiş yiyecek ve içecekler nedeniyle düşer ve vücudumuz asidik hale gelir. Bunun sonucunda da vücudumuzdaki serbest radikaller artar.

Serbest radikaller, vücudumuzun yeni sağlıklı hücreler üretmesini engellediği gibi mevcut hücrelerin bazılarının değişime uğramasına ve bozulmasına (tümör ve kanser) neden olur. Bunun sonunda yaşlanma hızlanır, vücudumuzun hastalıklara karşı direnci düşer ve çeşitli hastalıklara meydana gelmeye başlar.

Vücuttaki Asitlenmeler Hastalıkların Ana Kaynağı

Yüksek tansiyon, obezite, diyabet (şeker hastalığı), böbrek taşı, kolestrol, kalp rahatsızlıkları ve kemik erimesi gibi birçok rahatsızlığın kökeninin aslında asidik vücut metabolizmasına dayandığı son yıllarda yapılan araştırmalar sonucu ispatlanmış ve birçok tıp literatüründe de yayınlanmıştır. Çünkü asidik vücut metabolizması serbest radikallerin yaşaması ve artması için en uygun ortamdır.

Asidik vücut metabolizmasının sonuçlarından biriside fazla kilolar (yağlar)dır. Vücut asidik olduğu zaman serbest radikaller artar. Ayrıca besinlerin yakılması sonucu asidik atıklar oluşur. Vücut serbest radikallerin ve asidik atıkların bir kısmını ter ve idrar yolu ile atabilir ancak tamamını değil. Vücut atamadığı serbest radikallerin ve asidik atıkların hücrelere zarar vermesini engellemek için vücudun değişik yerlerinde; bel etrafında, göbek ve kalça bölgelerinde hatta iç organların etrafında yağ biriktirir ve bunları bu yağların içinde depolar.

Bu nedenle alkali su tüketmek hayati önem taşır. PH derecesi yüksek su hücrelerimizden tutun da  bütün organlarımıza gereken oksijeni ve yaşam kaynağını veren yegane maddelerden biridir.