Tag: organik üretim projeleri

BU ORGANİK ÜRÜNLERİ ÜRETEN GİRİŞİMCİLER PAZARIN KAYMAĞINI ALACAK

GİRİŞİMCİLER İÇİN GELECEĞİN 10 PARLAK ORGANİK ÜRETİM PROJELERİ…

Günümüzde milyar nüfuslu dünyamızın gıda ihtiyaçlarına cevap verebilmek adına hızlı ve yüklü üretimin karşılığı olan Endüstriyel Tarım, maalesef çevre ve sağlık sorunları yaratmaya başladı. Sağlığı konusunda bilinçlenen tüketici ise organik tarım ürünlerini tercih edebiliyor artık. Bu nedenle tarım ve organik gıda üretiminin geleceği oldukça parlak. Bu alana yatırım yapacak küçük ya da büyük işletmeler mutlaka pazarın kaymağını yiyebilecekler.

Para Dergisi 10-16 Mart tarihli sayısında özellikle Kobiler yani orta ölçekli işletmeler için yapılabilecek ve güzel kazançlar getirecek 10 alanı derlemiş. Bu organik iş alanlarını ben de sizler için buradan paylaşmak istiyorum.

Organik demek; insan sağlığını önemseyen, insanın yaşam kalitesine zarar vermeyen, bazen geleneksel üretim yöntemlerini kullanan, kimyasal içeriklerden uzaklaştırılmış, hormon, GDO gibi takviyeler yapılmamış tarımsal üretim ve gıda üretimi faaliyetleri demek oluyor. Organik tarım yapmak istiyorsunuz; ancak toprağınızda kimyasal gübreler tercih ediyor ve organik olmayan kimyasal böcek öldürücüler kullanıyorsanız, bu üretim tekniğiniz ve ürünleriniz organik değildir. Bu dünyada yer almak istiyorsanız sentetik madde ve ilaçların yerini organik olan içerikli şeylerle değiştirmeniz bir zorunluluktur.

Aşağıda paylaşacağım hem tarım hem de gıda üretimi alanındaki organik girişim projeleri küçük işletmeler, KOBİ’ler bazında ele alınıyor. Organik üretim aşamasını sadece gözetim kuruluşlarının sertifikaları ile değil, gerçekleştirilecek imalat metotları açısından da değerlendirmek önemli.

 

İşte Girişimciler İçin Organik Tarımsal Projeler

 

1)      ORGANİK BALIKLARI ÇİFTLİKTE YETİŞTİREBİLİRSİNİZ

Karasal faaliyetlerin aksine organik balıkları çiftliklerde yetiştirmek mümkün. Deniz balıklarında büyük oranda kurşun, kadminyum, civa gibi ağır metallere rastlanıyor. Bildiğimiz gibi Bugün Avprupa’nın tüm atıklarının yarısı Karadeniz’e boşalıyor. Marmara’nın durumu oldukça kötü.

Balık kafeslerinde balık sayısı az olmalı

Çiftlik balıkçılığı üzerine çok konuşuluyor artık. Kullanılan yeni teknolojiler sayesinde yemler sucul ortamda  süspansiyon (asılı) halinde kalıyor, dibe çökmüyor. Yemlerin neredeyse hepsi sindiriliyor. Bir balık çiftliğinde yemler organik kaynaklardan temin ediliyor. Ayrıca balık kafeslerinde balık sayısı fazla değilse, balıklar daha organik oluyor. Bu konuda standartlar var elbette.

Önerilen yöntem organik kafeslerde, organik yemlerle beslenmiş organik balıklar yetiştirmek. Organik alabalık yetiştiriciliğinde de aynı şey geçerli. Temiz sularda yetiştirilen alabalık ve diğer balık çeşitleri  organik sertifikası kapsamına alınırsa, böylece kirli, atık maddeli denizlerde yetişen, piyasada satılan balıklardan kolaylıkla ayrılmış olacaktır. Bu alanda yapılan analizler ihracatın önünü de açmakta. Örneğin balık solungacı üzerine zımbalanan organik etiketi dünya ticaretinde bunun ispatını gösteriyor. Ayrıca bu alanda üretim yapmak isteyenlere de önemli bir fikir. Ürün ambalajlarının üzerinde ağır metal, toksin madde içermediğini ifade eden yazılar bilinçlenmeyi daha da arttıracaktır.

2)      ORGANİK UN, ORGANİK İRMİK ÜRETİMİ

Eğer doğrudan organik sertifikalı buğday kullanılabilirse organik makarna ve irmik üretmek mümkün. Elbette ki organik buğday yetiştiriciliğinde ön koşul toprağın temiz olması ve sentetik gübrenin bulmamış olması. Organik sert buğday (triticum durum) yetiştiriciliği yapan yerler var. Bunlar artık marketlerde görmeye başladığımız organik bulgurun da temel kaynağı. Organik sert buğdaydan yapılan bulgurlar daha lezzetli oluyor.  Dolayısıyla sertifikalı olması koşulu ile organik un ve irmik de üretmek mümkün. Bu ürünlerde nişasta ile beslenen küfler ve unlarda klorlu madde bulunmuyor.

Evlerde un tüketimi artıyor

Evlerde artan un tüketimi, bilinçlenen halkın organik un tüketme alışkanlığını da etkiliyor. Yakın gelecekte organik unlara talebin çok fazla artacağı hissediliyor. Organik buğdaydan üretilen makarna ve irmiklerin de glüten niteliği çok iyi. Özellikle sert buğdaydan evlerde baklavalar yapılıyor. Bu yüzden sert buğday unlarının piyasada tutması çok yüksek bir olasılık.

Anadolu’nun yüksek yaylalarında yetiştirilen organik durum buğdayı yakın gelecekte çok ama çok değerli olacak, olmaya başladı bile…Bu nedenle bu alanda üretim yapmak Türkiye’ye büyük değer katacaktır. Yapılan tespitlere göre organik un , irmik, buğday ve makarna  büyük bir Pazar haline gelecek.

3)      ORGANİK KEÇİ ÜRÜNLERİ TERCİH EDİLİYOR

Keçi sütü, eti, yünü… Keçinin pek  çok özelliğinden faydalanabiliyoruz. Ayrıca keçiler organik beslenmeye doğası gereği huy edinmiş durumdalar. Beslenme konusunda oldukça seçiciler. Bilhassa Anadolu’ya özgü kıl keçileri, ağaç sürgünleri, yaprakları ve acı ıtırlı otları yiyorlar. Et fiyatları arttıkça keçi nüfusunun sayısı da azalıyor. Kıl keçileri azaldığı için entansif tarımın içine alınıyor; organik özellikleri azalabiliyor, fakat entansif yetiştiricilikte bile keçinin beslenmesi çok özel ve doğal kaldığında sütü de bir başka oluyor. Bu nedenle kıl keçisi yetiştiriciliğine özel destek ve izinler gelmeli. Büyük kentlerde “organik keçi eti” popüler olmaya aday. Pazara sunulan keçi sütü ve süt ürünlerine olan rağbet bu durumun habercisi…

Verilen öneriler arasında eğer bir keçi çiftliği organik sertifika desteği ile kurulabilirse, gelecekte yapacağınız iş ve ticaret de belirlenmiş demektir. Ayrıca sadece organik keçi eti satan kasaplara kadar gidebilir iş.

4)      ORGANİK MARGARİN ÜRETİMİNE NE DERSİNİZ?

Kimyasal işleme tabi tutulan ve ısıl işlem gören yağlar, yapıları doğal bile olsa trans yağa dönüşüyor ve organik özellikleri kayboluyor. Tıp dünyasında bildiğimiz üzere margarinler üzerine eleştirel yayınlar ve olumsuz görüşler var.

Peki Katı Yağlar Arasında Organik Olanı Yok mu?

Yağlar üretim esnasında, içine ilave maddeler konmamış olması, katı ve sıvı herhangi doğal bir yağın katkıdan uzak bulunması, sıkı endüstriyel işlemlerden geçmemiş olması o yağın organik olacağı anlamına gelir.Bir yağın tam organik nitelik taşıması için bitki ya da hayvansal kaynağın organik olması yeterli değil. Endüstriyel elde ediliş biçimi de ürünün oranik tanımını belirliyor. Tarım sertifikası olan, doğal elde ediliş yöntemlerini belgeleyebilen yağların büyük bir potansiyeli olacak.

5)      BAHARAT ÜRETİMİNİZ SERTİFİKALI OLSUN

Bitkiler tarlada suni gübre ile üretiliyorsa organik baharattan bahsedemeyiz. Kırmızıbiber, nane, kimyon, defne, anason, rezene organik olmaktan biraz daha uzaklaşıyor her geçen gün. Baharata lezzet ve çeşni veren eterik yağlar organik bitkilerde daha kuvvetli. Baharatlar sadece Anadolu’da yetişmiyor, tropik bölgelerde de yetişiyor ve ithalat yolu ile bazı cinsler üretiliyor. Bunlar da artık organik olma yolunda ilerliyor. Zencefil, tarçın, karabiber, vanilya, hindistancevizi bunların tipik örnekleri içinde… Son zamanlarda çok aranan rezene de organik özelliğini koruyor. Maydanoz, dereotu, reyhan da organik baharat sınıfına giriyor. Bu konuda menşe belirterek, organik baharat ve çeşni ürünleri üretebilir, taze ve kurumuş olarak pazarlara verebilirsiniz.

6)      HİNDİBADAN KAFEİNSİZ KAHVELER

Hindibanın köklerinden elde edilen bir çeşit kahve Avrupa’da çok tüketiliyor. Dünyaya ihraç edilen önemli ürünler arasında. Üretimi oldukça kolay. Hindiba kökleri ince ince dilimleniyor. Güneşte ya da fırında kurutuluyor. İşlem sırasında içeriğindeki ürün “inülin” in asla kaybolmaması gerekiyor.  İnülin kıymetli bir madde ve doğal tatlandırıcı. Öğütülen hindiba kökleri kavrulduktan sonra inülin sayesinde kahve haline geliyor.Üstelik kafeinizim tehlikesine yol açmayan özelliği ile sağlıklı bir seçim oluşturuyor.  Cins hindibayı üretebilen girişimciler Türkiye’de gerek inülin elde edilmesi gerekse kahve üretimi konusunda büyük bir ivme yakalayabilirler…

7)      KURU ANADOLU VİŞNESİ DÜNYA PAZARLARINA AÇILIYOR

En fazla vişne Rusya ve Türkiye’de yetişiyor. Ukrayna 3. Sırada. Polonya ve ABD onları takip ediyor. Türkiye’deki üretim 180 ila 200 bin ton. Avrupaya da yayılan vişne mutfaklarda önemli bir yere sahip. Türkiye’de yetişen vişnelerin önemli ayrıcalığı kurusunun nefasetini uzun süre koruması. Ayrıca lif oranını da yitirmiyor.Başta ABD olmak üzere kurutulmuş vişneye büyük talep var. Organik olması ise tercih unsuru.

8)      ORGANİK SİYAH PİRİNCE DİKKAT

Normalde beyaz pirincin 100 gramı 350 kalori iken, siyah pirinçte bu değer daha düşük. Bu bakımdan zayıflamaya yardımcı. Siyah pirinç, Uzak Doğu’da halk hekimliğinin etkili ilaçları arasında yer alıyor.Organik siyah pirincin, organik olmasını ispatı ise piştiğinde renginin açık mora dönüşmesi. Siyah pirincin yetiştirilmesi ve hasadı kolay.  Toprak tarımsal organik niteliğe sahip ise verim çok fazla oluyor.  Türkiye’de bu değerli pirinç keşfedildikçe tüketimi daha da artacaktır. Geleceği gören birinin şimdiden üretmesine ise hiçbir engel yok.

9)      ORGANİK GELENEKSEL MAYALAR

Organik buğdaydan üretilen unlarda daha çok ekşi maya kullanılıyor. Maya kültürünün çabuk bozulması veya zararlı organizmalarla buluşması ekmek tadını da kötüleştirebiliyor . Dolayısıyla organik ekşi maya uygun ölçülerde karbondioksit, süt asidi ve alkol üretmek zorunda. Bu tür mayalarla yapılan mayalar lezzetli, hafif ekşi ve geleneksel kıvam oluyor. Bu mayalar ekmeğin organik vasıfta olmasını sağlıyor. İşte bu yüzden  klasik ekşi hamur mayası üzerinden dayanıklı maya üretimi şimdi çoğu ülkede tekrardan tercih edilmeye başlandı. Ekşi mayaların bozulmaması için ambalajlama kuralları gerekiyor. Bu konuda girişim düşünülüyorsa organik üretim sertifikası ile hareket etmek sizleri rahatça ev pazarına da taşıyabilir.

10)   ELMA VE TURUNÇGİLLERİN KABUKLARINDAN PEKTİN ÜRETİMİ

Elma ve turunçgiller en çok bilinen pektin kaynağı bitkiler… Portakal ve limon kabuklarından da doğal pektin elde etmek mümkün. Üretim için meyve suyu konsantre tesislerine küçük bir imalathane kurmak mümkün. Tabi üretime geçen meyvelerin organik nitelikte olması çok önemli.