Tekrarlayan Boyun Kitlenmeleri İçin Biorezonans Tedavisi

0

Herkese Merhaba,

Çoğumuzun ortak derdi eklem sorunları. Özellikle de çağın rahatsızlığı diyebiliriz. Anatomik sorunlar birçok nedenden kaynaklanabiliyor. Yanlış pozisyonlarda oturma ve yatma, masa başı işleri, eklemleri zorlama, hareketsizlik, ağır fiziksel aktivite, psikolojik faktörler, en başında stres  gibi pek çok etken omurga sağlığımızı bozabiliyor.

Bundan 5 yıl kadar önce  27 yaşımdayken bir sabah beni boynumdan belime kadar kitleyen bir durumla karşılaştım. Üstelik tatildeydim ve bir gün öncesi profesyonel bir masaj yaptırmıştım. Önce masajdan kaynaklanabilir mi diye tedirgin oldum, masaj biriminin kas gevşetici krem ve masaj uygulamaları ile akşama doğru kitlenme durumum yavaş yavaş açıldı ancak hassasiyet hissetmeye devam ediyordum. Tatil sonrası İstanbul’a döndüğümde bir hastanenin fizik tedavi ve rehabilitasyon bölümüne göründüm. Elbette teşhis için emar istediler. Sonuç boyun düzleşmesiydi. Günlük yapmam gereken boyun egzersizleri listesi ve birkaç kas gevşetici ilaç ile hastaneden ayrıldım.

Egzersizleri düzenli yapmak tabi ki boyun kaslarının kuvvetlenmesi anlamında önemli. Ancak rutin bir alışkanlığa çeviremedim maalesef. Boynum ve omuzlarımdaki gerginlik yer yer kuvvetlenerek devam etti. Bir yıl sonra tekrar şiddetli bir kitlenme yaşadım. Beni yine boyundan belime kadar esir almıştı. Gerçekten de o an oturmak, kalkmak ve yatmak dahi çok acı veriyordu. Boynumu çeviremiyor, bedenimle dönüyordum resmen. Klasik yine hastane ziyareti ve yine ilaçlar, kremler… Bu derece güçlü tutulmalarım yılda bir olacak şekilde devam ederken, bir emar çekimi daha istendi. Sonuç, düzleşmenin fıtığa kadar ilerlemesiydi. Boynumda C5 ve C6 dedikleri omurlarda fıtık oluşmuştu ve C5′teki fıtık patlamış olması sebebi ile sinire bası yaptığından oldukça ağrı ve sızı yapıyordu. Ufak bir esinti, klima vs çok rahatsız ediyordu.

Birkaç farklı doktora göründüm, hepsinden görüş aldım. Elbette boyun fıtığı için amaliyat aşaması hiç düşünmek istemediğim bir durumdu. Bir süre fizik tedavi aldım ancak pek işe yaradığını söyleyemem. Derken bu böyle olmayacak dedim, hastalığımı kabul edip sorumluluğunu üstlendim. Alternatif tedavi yöntemlerini araştırmaya başladım. Uzun araştırmalarım sonucu karşıma Biorezonans tedavisi çıktı.

Aklıma yatan ve bir frekans tedavisi olan biorezonans yöntemi, Avrupa özellikle son 30 yıldır oldukça yaygın bir kullanım alanına sahip. En çok uygulandığı alan da alerji hastalıklarının tedavisi diyebilirim. Bu yöntem ile besin ve çeşitli maddelere karşı vücudun geliştirdiği alerjilerde, alerjenler sonlandırabiliyor, vücut temizlenebiliyor. Ayrıca bağırsak ve mide rahatsızlıklarından tutun da onkoloji-kanser hastalarına bile kemoterapi sonrası bağışıklıklarını kuvvetlendirmede destek tedavisi olarak verilebiliyor. Beden ağrılarının giderilmesi konusunda da başarılı uygulamalar var. Sigarayı bırakmak için de etkili şekilde kullanılıyor. Tüm bu sonuçlar ve videolarını izlediğim hasta deneyimleri bana umut ışığı olmuştu. Biorezonans yöntemine ve felsefesine daha da yakınlaşmak için yöntemi daha detaylı incelemeye karar verdim.

Peki Biorezonans nedir?

Biorezonans, vücuda zararlı yabancı frekansları ortadan kaldırarak sistemi düzeltir ve bir çok hastalıkta pozitif sonuç verir. İnsan vücudundaki hücrelerin etrafına yaydığı biyofiziksel freknsları inceler. Biyofiziksel frekanslar her hücrenin yapısında vardır ve hücreye göre değişir. Yani karaciğerde, dalakta, böbrekte her hücrede o hücreye ait ayrı bir frekans vardır. Dolayısıyla çeşitli nedenlerden dolayı bir organın frekansında bir bozulma varsa, o hastalık olarak ortaya çıkıyor. Biorezonansta hastalığı tespit ederek, sorunun görüldüğü bölgelere doğru elektromanyaetik dalgalar yani doğru frekanslar vererek, hücrede iyileşme sağlanıyor. Hücrenin frekansı da olması gereken aralığa gelince sağlıkta düzelmeler görülüyor. 

İşte bu çok dikkatimi çekmişti. Titreşim tıbbı olarak da anılan biorezonans yöntemi, frekans gerçeğine dayanarak işliyor ve her bedenin, her organın olması gereken bir firekans aralığı olduğunu söylüyor. Açıkcası şifa için denemeye değer dedim ve inandım. Sürece inandıktan ve fayda alacağımı hissettikten sonra Dr Sevil Kılıç ile tanıştım. İstanbul Nişantaşı’nda ve Caddebostan’da hizmet veren Dr. Kılıç, İ.Ü Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun. 2005′ten beri de biorezonans yöntemi ile çalışıyor. Kliniğinden randevu aldım ve Nişantaşı’ndaki merkezinde görüştüm. Kendisi tüm sorularımı yanıtladı.

Tüm Süreç Parmaktan Alınan 3 Damla Kan İle Başladı

Tedavi sürecim, parmağımdan alınan 3 damla kan ile başladı. Kan analizi sonucu vücudumdaki alerjilerim ve bakteri seviyesi ortaya kondu. Şaşırtıcı bir şekilde en çok tükettiğim süt ve süt ürünleri, kakao, şeker, kayısı ve muza karşı alerjim olduğu ortaya çıktı. Bağırsakta da herkeste olabilen ancak miktarının ayarlanması gereken bakteriler vardı. Dr Sevil Hanım, İşte tüm bu alerjenlerin vücutta yük oluşturarak, zayıf olan organları etkilediğini ve sağlığı bozduğunu söyledi. Boyun fıtığımı tetiklediğini, bedende stres yükünün de olduğunu belirtti. Hemen bir tedavi planı oluşturdu. Haftada bir kez bir saat olmak koşulu ile beni seanslara aldı. Altında manyetik akım ve dalgaların olduğu bir pad üzerine sedyeye uzanarak gerçekleşen tedavi seanslarında sağ ve sol elinizde de bakır aletler tutuyorsunuz. Bunlar biorezonans aracına bağlı ve doktor kontrolünde girilen elektromanyetik dalgaların size ulaşmasını sağlıyor. Benim uzandığım sedyede boyun ve belime yani omurgama denk gelecek şekilde bir pad vardı. Tedavi hiçbir şekilde ağrılı ya da can acıtıcı bir süreç değil. En fazla bir karıncalanma hissedebiliyorsunuz, bazı hastalar seans boyunca uyuklayabiliyor.  Tabi tedavi sürecinde doktorun söylediği haftalar için beni alerji yapan besinleri yemeyerek vücudu alerjenlerden arındırdı. Bir keresinde 10 günlük süt ve süt ürünleri diyeti bir keresinde de gluten yani buğday, un, makarna v.s gibi maddelerin diyetine girdim. Arınma sağlandıktan sonra tekrar bu gıdaları tüketmeye devam edebilmek de işin en keyifli tarafıydı. Tabi abartmadan icon smile Tekrarlayan Boyun Kitlenmeleri İçin Biorezonans Tedavisi

Boyun Tutulmalarını Artık Yaşamıyorum

Biorezonans tedavisi aslında bütünsel bir süreç. Doktor kontrolünde belirli bir sıra ile vücuttaki blokajların kaldırılması uygulamaları da oluyor. Esasında metafizik kurallarına bağlı olarak vücuttaki meridyenlere doğru frekanslar gönderiliyor ve blokajların çözümü, stresten arındırılması sağlanıyor. Seans bitiminde ilk zamanlar ağrıların arttığı da görülebiliyor. Bu aslında olumlu bir durum. Vücudun tedaviye yanıt verdiğini gösteriyor. Ben, seans sonrasında çoğu zaman rahatlama hissettiğimi ve bağışıklığımın günden güne kuvvettlendiğimi söyleyebilirim. 2016′da başladığım ve 2017 Mayıs gibi biten tedavi sürecim sonucunda çok şükür ki iyi sonuçlar aldım. Tedaviye başladığımdan beri beni esir alan boyun tutulmalarını hiç yaşamadım. Ve doktorum tedavimin son aşamasına doğru tekrar kan testi alarak aldığımız iyileşme aşamasını kontrol etti ve gereken ek seanslarla destekledi. Sonuçta boyun fıtığının kendini nötürlediğini söyledi. Açıkcası kendimi iyi hissetmem ve o günden bu yana bir daha tutulma yaşamamam benim için harika bir sonuçtu.

Elbette biorezonans tedavi yöntemi sabır gerektiren uzun bir zaman alan bir yöntem. Başta tedavi sürecine inanmak ve felsefesini anlamak gerekiyor. Biorezonans yanlış anlaşılmasın, bu yöntem asla modern tıbbı inkar etmiyor hatta onunla işbirliği içinde çalışıyor.

Tedavi gördüğüm ve şifa bulduğum merkez hakkında detaylı bilgiye erişmek isterseniz aşağıya merkezin linkini bırakıyorum.

http://www.drsevilbiorezonans.com/

Her derdin bir çaresi vardır, yeter ki onu aşmaya gönüllü olalım. Umarım bu yazı, bir çıkış yolu arayan herkese ışık tutar, yol gösterir.

Sevgiler…

Hülya Çayoğlu Kurtkal

 

Share.

About Author

www.endogalindan.com; özgür, takipçi, yenilikçi, organik ruhlu, sağlıklı, orijinal, doğal yaşama tutkun, paylaşımcı, seyahat seven, araştırmacı, meraklı, hümanist, modası kendine özgün ve farklı kimliğiyle sizlere keyifli bir platform sunuyor.

Leave A Reply